Cumartesi, Nisan 20, 2019
Ana sayfa Eğitim ve Öğretim Soykırım sürüyor. Bu ağır imtihan süreci niye bitmiyor? Münafıklar ayrılmadan bitmez! Hendekteyiz!...

Soykırım sürüyor. Bu ağır imtihan süreci niye bitmiyor? Münafıklar ayrılmadan bitmez! Hendekteyiz! Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor. “Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim”

341
0
PAYLAŞ

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar.” (Tirmizî, Zühd, 57)

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Kim malını fâiz yoluyla artırırsa, onun âkıbeti mutlakâ malının azalarak iflâsa (fakirliğe) sürüklenmesidir.” (İbn-i Mâce, Ticârât, 58)

Hocaefendi diyor ki; “Hendek savaşında Allahın yardımı, Müslümanların saflarından son münafık ayrılıncaya kadar gelmedi. İşin ilginç yanı; son münafık, kılıçlar boyunlarda gezmeye başlayıncaya kadar ayrılmadı”.. Allah; Hizmet saflarında hâlâ duran münafıkları bertaraf eylesin.. 15 temmuz 2016 oncesi ve son 2 yil 1 aydir cok sayida kisi sozde itirafname adi altinda iftiranameler imzalamis durumda! Bu kumpasi Sufyan Tayub ve haramileri; state teroristleri Islamsizlarla ortak icimizdeki korkak; cikarci ve munafik gibi davrananlar sayesinde kolay hazirladi!

Hizmet hareketi 2002 akp iktidarı ile beraber çok büyümüş gibi oldu hayırlı hizmetlerin yanına bir suru menfaatperest yaklaşmıştı 17/25 aralık surecinde çoğu çekti gitti. RTE zaliminin 15 tem akşam darbesinden sonra birsürü itirafçı ve ihbarcilarda belli oldu.demek hala bitmedi! O konuda bir tahminde bulunmak istemem ancak bu söze itimat ederek henüz o noktada olmadığımızı söyleyebilirim.. HE ne söylemiş süreç neden hala bitmiyor düşünelim….. Içimizdeki suistimalcileri ve hak ve hukuka uymayanları adil davranmayanlari artık korumayalım. Kol kırılır yen içinde kalır demeyelim bu dava ihlasli temiz dürüst ve adalet gözeten insanların omuzunda büyüyecektir. Ins

Ağır Kanser hastası Koçer Özdal, kelepçeli halde hayatını kaybetti. Bilinci kapalı,iç organları çalışmayan, solunum cihazına bağlı yaşayan bir insanı elleri ve ayakları hastanede yatağa bağlı şekilde kelepçelemek hangi dinin, hangi kitabın, hangi imanın, hangi hukukun gereğidir? Gücü hastalara yeten Gücü yaşlılara yeten Gücü bebeklere yeten Gücü kadınlara yeten Gücü Annelere yeten Gücü öğretmenlere yeten Gücü öğrencilere yeten Gücü masumlara yeten Zalim Gaddar Faşist Haydut Devlet görevlilerinin Allah belalarını versin inşallah…

Ellerinden gelse insanları mezara bile kelepçeli koyacak zihniyette bu aşağılık katil sürüsü… Allah rahmet eylesin ailesine sabırlar versin…

Bizde kustuk ama “fetocu” deyip insandan saymiyorsunuz! Siz Sufyan Tayuba yalakalik ve dalkavukluk yapmaya devam edin; belki Aydin Dogan gibi cokmez diye camiye gidin dua edin ama cokuyor! Hem sozcu kurucusu cemaatten degil miydi? Kaciniz degiliz diye sesinizi yukseltti goremedim/Akp’nin 4 dönemi de birbirinden farklı. Bu dönemlerin hepsini bir görmek ancak partizanlık veya ideolojik bağnazlıkla açıklanır. Öyle bir körlük ki muasır medeniyet diyen laikler, ülkenin ergenekon-akp güdümünde batıdan koptuğunu göremiyor ! Komik… Her kesim öğrenmiş olmayacak. Bazılarının kini soğumuyor. Ama artık sevseler de sevmeseler de tahakküm kuramayacaklar inşallah.

Yahu Lübnanlı iş adamı geldi, Telekom’u aldı buradaki bankalar üzerinden, şirketin o günden bugüne elde ettiği kârların hepsini alıp, bankalara da borcunu ödemeden çekti gitti, bin yılın soygunu, kazığı aksjdjjdjdkdkdk bin

Tukursunler diye mi koydular anlamadim

Ette şarbon krizi büyüyor:Et ve Süt kurumu iddiayı doğruladı Et ve Süt Kurumu, Brezilya’dan getirilip Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki bir çiftlikte tutulan 4 bin büyükbaş hayvanda anthrax (şarbon) hastalığı çıktığı haberini doğruladı. Hayvanlardan ellisi…

Bir takipçimden gelen msj…Bu insanların kul haklarının hesabını kim verecek…. Allah herkese vicdan nasip etsin…

O u oppressers! O u torturers! O u tyrants! O u deep states whitin the states! O u evil powers being fed by chaos! U will not able to achieve what u target, U will not able to get what u want! U will be a dust on the pages of history. Humanity will remember you with disgusting!

Turkiye ya Yecuc ve Mecuc grubu (Moskova; Pekin ve Tahran) Dinsizler kampina tamamen monte olup yikilacak ve milyonlar mevta olacak veya God-loving and God-fearing Bati kampina kesin Donus yapacak ve dinsizlere karsi Zulkarneyn duvari olacak! Duvar yikilirsa altinda kalacaktir!

Soru? Bu hizmetle hangi hal üzerinden kabul gördü? Millet Çocuklarını bize neden emanet etti? Allah’ın inayeti karşısında o denli gayret ve şükür eda edebildik mi? İlk tanıdığımizda ve sevdigimizde nasıl bir motivasyon icindeydik? Makam odalarımız var mıydı? Bence yapılması gerekenlere odaklanmak lazim. Fabrika ayarlarına dönüp, Bugünkü imkanlar içinde neler yapilabilinir.. ona bakilmali. Eldeki okullar.evler.ögrenciler..ve mütevelli. Dolu dolu Allah anlatilmali.. dolu dolu yasanmali.. o Münafiklar gider zaten.. RTE’ nin 7.torunu da ABD’de doğdu ve ABD vatandaşı oldu..!!! Nerde kalmıştık.?? Kahrolsun ABD.!! Bir gün gelecek… O gün mazlumun hakkı zalimden sorulacak. Biiznillah.

Kardeşlik miydi kadroculuk muydu? Hadim örnek abi miydi Tahsildar memuru mu? Abilik makamı gözümüzde nasıldı, şimdi nasil? ” Siz bir günahı düşünürseniz, talebe onu işler ” diyen Abiilikten geriye ne kaldi…?????????? Altın neslin 4 vasfindan biri MUHASEBE.. var mi? Bu işi Allah çözer. Onun için Inayet-i ilahiye gelmesi için neye ihtiyaç var? Tevfik-i ilahinin en büyük vesilesi vifak ve ittifak diyor. HE bunu tarif ederken kardeşliği tabıyatınız haline getirmelisiniz diyor. Bu var mi? Varsa az kaldi. Yok sa? Reçete belli.

Asıl olanı usulen olana kurban etmek doğru olmadığı gibi, diyalektik ile insanların enerjilerini tüketmekte doğru değildir.. Önemli olan anlayış, fikir, ihtiyaç ve beklentileri ittifak ettirebilmektir..Yarım anlamak, yanlış anlamak; hiç anlayamamaktan daha kötüdür..

Adalet Bakanı Gül bugün böyle bir açıklama yapmış. Neden AİHM’e başvuru sayısı düşük? Acaba OHAL ilanını AİHM’e bildirip, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya almanız neden olabilir mi? Ya da yüzbinlerce başvuruyu AİHM ile önlemek için hukuk dışı OHAL Komisyonu olabilir mi?

Basit örnek; Onbinlerce takipsizlik ya da beraat almış yurttaş var! Bu kişiler komisyon karar vermediğinden, bölge idare mahkemesine gidemiyor, gidemediği için AYM’ye de başvuramıyor! AYM’ye başvurmadığı için AİHM’e de gidemiyor! Başvursa bile iç hukuk yolu tüketilmemiş oluyor.

Adalet Bakanı Gül bugün böyle bir açıklama yapmış. Neden AİHM’e başvuru sayısı düşük? Acaba OHAL ilanını AİHM’e bildirip, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya almanız neden olabilir mi? Ya da yüzbinlerce başvuruyu AİHM ile önlemek için hukuk dışı OHAL Komisyonu olabilir mi?

Sadece bu beraat ve takipsizlik alanlar için iç hukuk yolları tüketildiğinde ki bir kaç yıl içinde AİHM’den milyarlarca Euro’luk tazminat riski ile karşı karşıya olmak bir yana, yaşatılan “sosyal ölüm” ayrı bir sosyolojik vaka olarak tarihe geçecek! Oysa hukuksuz OHAL komisyonu olmamış olsa alınan yargı kararları makul sürede uygulanması ya da uygulanmaz ise iç hukuk yolları tüketilerek AİHM’e gidilmiş olacaktı. Ama kurulan komisyon sırf AİHM’e gidilmeyi engellemek için üretilen bir çözümdür.

Allahım..Kabul olmayacak dua ile sana el kaldırmaktan, insanlığa ve İslamlığa faydalı olmayan bilgiden, bir Müslümana yakışmayan acizlikten, tembellikten, cimrilikten sana sığınıyoruz, bizleri de koru Ya Rabbi!itaatle hoşnutluğuna sebep olan işlerde ve doğru yolunda daim eyle!

Sözler tasavvur değil tasdiktir, teslim değil imandır, marifet değil şehadettir şuhuddur, taklit değil tahkiktir, iltizam değil iz’andır, tasavvuf değil hakikattir, dava değil dava içinde bürhandır.Her asır başında hadîsçe geleceği tebşir edilen dinin yüksek hâdimleri; emr-i dinde mübtedi değil, müttebi’dirler. Yani kendilerinden ve yeniden bir şey ihdas etmezler, yeni ahkâm getirmezler. bu yolda yürüyecek olanların; sizdeki sarsılmak bilmeyen imanla, yüksek ve İlahî irfanla ve bilhassa hârikulâde ihlas ve feragatle mücehhez olmaları gerektir. çiçekler baharda gelir. Öyle ise o kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz. (Sikke-i Tasdiki Gaybî, Risale-i Nur)

Zekicim! Kemalist laik ulusalci dediklerin Sufyan Tayuba destek verdigi icin ayaktadir ve yikilmadan ortak zulmedip bilincli yanlis Suriye politikasi izliyor. El Kaidaci teror orgutlerine destek verip ulkemizin sirtina kizdigin Ingiliz mason ve Fransiz Masonlariyla vebal yukledi

Bu baronlar zaten 15 temmuz ihanetini yapti ve cemaatla alakasi yok; tam tersine bas dusmanlari Hizmet camiasi! Amsterdam hukuk grubu Rothchild degil mi; neden 65 milyon dolar oduyor MITciler bunlara! Biraz saksiyi calistir ve kolpa yapma! Sakin saptirma; takip ediyorum bilirsin!

Hic sanmiyorum. Rothchild seytan kralligi arabasina siyonist trene binipte saglam cikan surucu yoktur. Sonunda Sufyan tayub ve Fidan UK ve ABD’ye kacar; pesinden surukledigi koyunlari ise sattiklari dis gucler bir bir veya toplu kesip afiyetle yerler! Dusman Rusya; Cin; Irandir!

HABER VEREYİM DEDİM! GAZİANTEP NEVİN DAĞ Eşinin KHK ile ihraç olmasıyla aşırı üzüntüden kanser oldu. 28 Ağustos’ta vefat etti. Geriye ise cezaevinde bir eş ve iki evlat bıraktı. BİR HESAP DAHA AHİRETE KALDI!

 Ve bir şey daha öğrendim: Güzel adamların hepsi güzel atlara binip gitmemişler; çoğu hala aramızda yaşıyor. Ne şanslıyım, onların çoğunu tanıyorum.. B. Ayvazoğlu
Tüm dostlar empati kurmaya davet ediyorum sizleri; Birisi size terörist diyor! Yargı hayır bu adam “terörist” değil diyor. Ama diyenler özür dilemek yerine cezalandırmaya devam ediyor. O zaman kapatalım mahkemeleri, adalet bakanlığını… Kararnameler yeter de artar… Günlerdir çığlığına kılını kıpırdatmayanlar bari Tunceli de çıkan yangınları söndürün!

“Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim”

Bazen hizmetimiz adına yüklendiğimiz işlerden dolayı öylesine bunalıyoruz ki “Noktalansın şu hayat, ölümün kollarında..” diyesimiz geliyor. Ey kalpleri tasarrufunda bulunduran Mevlamız, bizleri ve aile fertlerimizi sana Ey kalpleri tasarrufunda bulunduran Mevlamız, bizleri ve aile fertlerimizi sana itaatle hoşnutluğuna sebep olan işlerde ve doğru yolunda daim eyle!💎Fakat birden emanetin, O’nun olduğu inancı ile irkiliyor ve bu düşünceyi büyük bir saygısızlık olarak görüyoruz.

İPhone kırarak ABD ekonomisinin sarsılacağını zanneden arkadaşlara birisi, evine aldığı gıda, temizlik ve bakım ürünlerine bir gözatmasını tavsiye etse..Tabii ki, o ürünleri alırken kullandığı Master-Visa kartı ve onu eve getirirken bindiği arabayı söylemiyorum bile.. Atılan iftiralara bakarsanız, Cemaat, bütün dünyaya sızmış..Girmedikleri ülke, sızmadıkları kurum kalmamış. Benim merakım ise, Cemaat mensuplarının kalplerine dünya’nın sızıp sızmadığı.. Eğer kalpleri “hizmet, hizmet” diye çarpmaya devam ediyorsa problem yok..

Namaza vazife gözüyle değil bir lütuf gözüyle bakmak lazım… Dünyada bile hiç bir makam ve kudret sahibi biri, herhangi bir insanı günde 5 kere muhatap kabul etmiyor! Yanlızlar Tekkesi

Tek adam rejimi kurup hukuku,demokrasiyi, liyakatı ve medyayı sıfırlayarak ne hale gelineceğini görmek için de iyi bir örnek Venezüela. Kısa süre önce burayı ziyaret eden bir Türk, birinci elden gördüklerini yazmış. Siz de yarınları görmek için okuyun.

Ders Alınması Gereken Bir Ülke: Venezüela

 International Simon Bolivar Airport, Caracas, Venezuela…

Bugün (25 Şubat 2017), bizzat kendi gözlerimle şahit olduğum ve yaşadığım, zengin kaynaklara sahip bir ülkenin, kişisel hırslar ve çıkarlar yüzünden, zayıf düşürülen talihsiz halkının dramını anlatacağım. Herkese ders olmasını diliyorum.

Yazımı kısaltmak için çok uğraştım ama anlam bütünlüğünün bozulmaması için sabrınıza ihtiyacım var.

Venezuela’nın petrol rezervleri Suudi Arabistan’dan ve hatta Birleşik Devletlerden bile fazla. Ama “corruption” denilen yolsuzluklar nedeni ile tuvalet kağıdına bile muhtaç bir ülke haline gelmiş.

Venezuela petrolu çıkartıyor mu, çıkartıyor. Çıkan petrolü satıyor mu, satıyor. Paralar nerde? Paralar en tepede bu işin kaymağını yiyen 5 kişinin Uruguay ve Panama’daki banka hesaplarına aktarılıyor. Halk açlık ve sefalet sınırının altına çoktan inmiş. Bu ülke, 2005 yılından beri işlenen suç istatistiklerini uluslararası kuruluşlara bildirmiyor. Çünkü dünya ortalamasının kat ve kat üzerinde. Turizm otoriteleri tarafindan 2016 yılının en tehlikeli şehri Venezuela’nin başkenti Caracas’in seçilmis olması tesadüf değil yani.

Biraz size şimdi bulunduğum, Caracas’in Uluslararasi Simon Bolivar Havaalanından bahsedeyim. Günde sadece 30 uçak inip kalkıyor ve burada bulunan tek turist benim. Geri kalanların hepsi buranın vatandaşları. Havaalanı askeri bir kışla gibi, askerler mangalar halinde ellerinde Kalaşnikoflar ile check-in bankolarının önünden geçip duruyorlar. Bir manga geçiyor, hepsinin arkasında “Guardia Nacional Bolivarian” yazıyor. Başka bir gurup asker geçiyor, onlarda sadece jop var, arkalarında “Securitas” yazıyor. Bir de “Police” yazanlar var onlar askerlerden daha az. 20 farklı çeşit asker ve polis uniforması görüyorum. Burası havaalanından çok, askeri garnizon gibi. Askerler her önüne gelene kimlik soruyor. İki saat kimliklere bakılıyor, içeri götürülüyor vesair. Uluslararası bir havaalanına yakışmayan dilenci bolluğundan da bahsedeyim, her on dakikada bir gelip para istemelerine acımak mı gerek, kızmak mı, bilemedim.


Uluslararasi havaalani askeri garnizon gibi degil, ta kendisi…

Havaalanının tuvaletlerine girdiğinizde, size tuvalet kağıdı koparıp uzatan biri duruyor içeride. Garip karşıladım önce, meğerse ülkede tuvalet kağıdı yokmuş ve buradan habire çalınıyormuş. Hırsızlığı engellemek için bu arkadaşa zimmetlemişler, her gelene bir parça vereceksin diye talimat var.

Dolar bozdurma olayını anlatmıştım zaten. Pasaport, parmak izi, fotoğraf cekimi. İnanilir gibi degil. Havaalanında kambiyo ofisinde 1 $ = 700 Bolivianos, kapı önünde bekleyen “abi”de ise 1 $ = 4.700 Bolivianos.

Lima’dan Caracas’a uçarken, Venezuela’lı bir hanımla yanyana oturduk. Kendisi Şili Santiago’da avukatlık yapıyor ve orada yaşıyormuş kocasi ile birlikte. Ülkesinden kaçmak zorunda kaldığını anlatıyor gözleri dolarak. Babası hasta olduğu için ziyaretine geliyormuş ve hemen geri dönecekmiş bir gün sonra. Bavulunda tuvalet kağıdı, diş macunu ve taşıyabildiği kadar yiyecek getirdiğini anlattı.

Bogota havaalanında tanıştığım Los Angeles’ta üniversitede profesör olarak çalışan bir Venezuela’lı beyefendiye, “ülkenizi ziyaret ettim” dediğimde, bana “son bir kaç yıl içinde gidecek kadar çılgın olmadığınızı düşünüyorum. Herhalde 10 yıl önce falan gitmiş olmalısınız” dedi. “Yoo, iki hafta önce oradaydım” dediğimde hayretler içinde kalması tuhafima gitmişti. Uzun yıllardan beri ülkesine gitmiyormuş. Şaşkınlığım her tanıştığım kişide artıyor.

Caracas-İstanbul uçuşum için check-in bankosunun önündeyim. Gülümseyerek “abi hoşgeldin, uçuş listesine baktım, buradan binecek 41 yolcu içinde tek Türk yolcu sensin” dedi THY Caracas ofis müdürü Kaptan Özdemir. “Hadi birlikte kahve içelim, Türkçe konuşmayı unuttum valla” deyince, oturduk sohbete. İki aydır burada imiş. Şehir çok tehlikeli olduğu için otelde kalıyormuş. “Ev kiralasam 10 defa soyulmuştu” diyor. “Uçuşu beklerken akşam havaalanında kaldım” diyorum. “En doğrusunu yapmışsın, şehre güvenli diye taksi ile gitsen yolda taksici, arkadaşlarını da çağırır, yüzüne doğrultulmuş silahın eşliğinde şehirdeki bütün bankamatiklerden kredi kartlarının limiti doluncaya kadar para çektirirlerdi. Şanslı isen öldürmeyip kenar mahallenin birinde bırakırlardı” diyor.
Geçen gün şehir içinde, iki istasyon arasında treni durdurup yolcuları soymuşlar. Belediye otobüsünün soyulması haber niteliği bile taşımıyormuş. Polis veya asker kimlik sorarsa, insanlar pasaport veya kimliklerinin fotokopisini gösteriyorlarmış. Özellikle “polise verdiğiniz pasaportunuzu geri alabilmek için küçük bir servet ödemeniz gerekebilir” diye de ekledi. Diyecek bir şey bulamıyorum.

Çok değil 20 yıl önce Dubai gibi bir yermiş Caracas. Kıtanın en çok et tüketilen şehri olduğu için, burada yaşayan Türkler yemekle birlikte ekmek de yediklerinde şaşkınlıkla bakıp, “et varken ekmek yemek tuhaf doğrusu” derlermiş Venezuela’lılar. Şimdi ise sadece ekmek alabilmek için fırının önünde sabahın 3’ünde insanlar kuyruğa girip, aynı bizim ülkede 1970’li yillarda araba almak için sıraya yazılıp, tarihi yaklaşan araçlarının sırasını sattıkları gibi, burada da acelesi olanlara ekmek sırasını satıyorlarmış artık. Çalışanların aylık aldıkları para 40.000 Bolivianos, yani 10 $ bile değil. Artı 100.000 Bolivianosluk yemek çeki. Toplamı 30 $’dan az. Yemek çeki ile sadece devlete ait yerlerde yemek yenebiliyor, paraya çevrilemiyor. Bu ülkenin genç insanlarının en büyük hedefi yaklaşık 700 $ biriktirip, kapağı yurt dışına atabilecekleri bir uçak bileti satın alabilmek.

Market raflarının bomboş olduğundan ve o gün ne bulurlarsa onu sattıklarından söz ediyor Kaptan Özdemir. Geçen gün eczane benzeri bir yerde, diş macunu sormuş, “dalga mı geçiyorsun, son beş yıldan beri ne olduğunu unuttuk” demiş eczacı. Caracas Türk Büyükelçiliğinin ihtiyacı olan çocuk bezi ve tuvalet kağıdını Colombia’nın başkenti Bogota’dan uçakla rica ile getirttiklerini anlatıyor (Tuvalet kağıdı fenomen oldu farkındaysanız). Bir zamanlar Colombia’dan sonra en büyük kahve üreticisi olan bu ülkede kahve kaçak yollarla geliyor komşu ülkelerden.


Chavez

Peki ne oldu Venezuela’ya son 15-20 senede bu hale geldi?

Uçaktaki avukat hanımefendi özetledi hap gibi:

2013 yılına kadar başkan olan halk kahramanı eski asker Chavez, %50’nin biraz üzerinde oy oranı ile seçilmiş. Bir ara darbe ile düşürülen Chavez, 48 saat sonra orduyu ikna ederek ve arkasındaki halk desteğini arttırarak tekrar iktidar olmuş. Özellikle petrol şirketlerinin devletleştirilmesi ve Amerikan petrol şirketlerinin ülkeden çıkarılması, uluslararası desteğin kesilmesine yol açmış Chavez’e karşı. İzlediği populist politikalar ile halkı elitist ve emekçi sınıfı diye ikiye bölmüş. Kendini destekleyen fakir alt sınıfa mensup insanların kişisel silahlanmalarının önünü açan Chavez, bu kadar cinayetin ve soygunun da alt yapısını o zamandan hazırlamış.

Tek adam olarak uzun yıllar iktidarı kimseyle paylaşmayan ve demokratikleşme yolunda hiç bir adım atmayan, tüm yetkileri kendinde toplayan Chavez bir şeyi hesap edememiş: 2013 yılında 59 yaşında hayata gözlerini yumacağını.

Şimdiki başkan Nicolas Maduro Moros, rahmetli başkanın çocukluk arkadaşı ve Chavez’in koyduğu kanunlar ile başa gelmiş eski bir kamyon şoförü. Aynı zamanda uyuşturucu kartelleri ile bağlantısı olan karanlık bir kişilik. Yargının başında bulunan kişi, bir katil. Ordunun başındaki generaller uyuşturucu trafiğinin yöneticileri aynı zamanda. Bir zamanlar uyuşturucunun merkezi kabul edilen Colombia’nın Medellin şehrinin ünvanını şimdi Caracas taşıyor. Her kirli işin altında taşaron asker ve polis çıkıyor.

Kanunlar, Chavezin hep yaşayacağı varsayımı ile kendisi tarafından yapılmış. Tüm yetkiler başkanda toplandığından, mevcut durumu iyileştirmek için öneri dahi getirecek mevki, makam yok. Devletin işleyiş sistemini denetleme yetkisine sahip hiç bir kurum ve mekanizma mevcut degil. Chavez ölmeden önce, “kasalarımız Amerikan Dolari ile dolu, rezervlerimiz bize 10 yıl yeter” diye demeç vermiş. Vefat ettikten sadece 1 yıl sonra devletin kasası tamtakır ve hırsızlar iktidarda olduğu için hesap sorulamıyor, soracak kimse de yok zaten.

Mevcut durumdan şikayetçi olanlar, karanlık güçler tarafından ortadan kaldırılıyor veya aileleri, çocukları kaçırılıyor. Ülkenin aydın kesimi Şili, Arjantin ve Colombia’ya göç etmiş çoktan. Tv kanallari 24 saat Brezilya ve Türk dizilerine tahsis edilmiş.

İlginç bir örnek; seçimlerde Chavez’e az oy çıktı diye, Caracas’in elit bir semti, alt gelir guruplarının iskanına açılıp gecekondu yapılmasına göz yumuluyor. Sonuç; elit semtin sakinleri artik yeni komşularının tehditleri ile susturulmuş ve çoktan göç ettirilmiş bile.

Bu işin kaymağını yiyen parti yöneticilerinin, küçük bir yandaş gurubun ve ordu generallerinin aileleri ise Miami ve Florida’da ültra lüks bir hayat yaşıyor. Generallerin on milyon dolarlık yazlıkları ise Uruguay Punta del Este’de.

Dünyanın en güzel sahillerine, en güzel ormanlarına, en zengin doğal kaynaklarına sahip bu ülkenin insanları açlığın ve adaletsizliğin pençesinde can çekişiyor. Hem de 2017’de, ne acı… Oysa ki ben de Chavez’e sempati duyardım ve özellikle Amerikaya kafa tutması da hoşumuza giderdi. Bunu da İstanbul’da yaşayan ve iki sene önce rahmetli olan Venezuela’lı arkadaşım, hocam Sasha’yla tartışırdık. Sasha’nin Chavez ve avanesinden nefret etmesinin nedenini şimdi anlayabiliyorum. Gözümle görünce maalesef… Davulun sesi uzaktan rahatsız etmiyor.

Havaalanının duvarları “Sonsuza kadar lider Chavez”, “Halk devriminin kahramanı”, ” Dünya’yı sallayan başkan Chavez” bilboardları ile dolu. Güney Amerikanın 13 ülkesinden edindiğim derslerden biri de, medyada, tv kanallarında, bilboardlarda sürekli liderlerinin reklamı olan ülkelerin hepsi sorunlu. Bunun tam tersi ülkelerden biri de Uruguay, kimse şu anda başkan kim bilmiyor bile. Bilboardlarda, tv’de sadece ülkenin reklamlarını görüyorsunuz. İlginç bir tespit daha.

Venezüela çarpıcı bir örnek; bir ülkenin iyi yönetilmesi için öncelikle zenginliğe değil, kişilerden bağımsız, nesiller boyu devam ettirilebilir sistemlere ihtiyacı olduğunu daha net anlıyorum. Tuvalet kağıdına muhtaç olmadan herkes kısa sürede anlar diye umuyorum…

 

Fırat Şahin

25 Şubat 2017 International Simon Bolivar Airport, Caracas, Venezuela…

(Fırat Şahin, geçen yıl yelkenli tekne ile yaptığı Güney Amerika yolculuğuna bu yıl karadan devam ediyor)

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here