Ana sayfa Akademik Makale Prof. Özgür Koca: “Evet, Sen Bir Yalana İnanmadın…”

Prof. Özgür Koca: “Evet, Sen Bir Yalana İnanmadın…”

441
0
PAYLAŞ

Özgür Koca, The Circle

The Circle gazetesine röportaj verdikten sonra, 17/25 Aralık sürecini takiben Cemaat tabanına yapılan baskıların arttığı günlerde yazdığım Sen Bir Yalana İnanmadın başlıklı yazımın sosyal medya üzerinden tekrar paylaşılmaya başlandığını gördüm.

Bu yazıyla alakalı olarak bir açıklama yapmak ve yazıyı sizinle tekrar paylaşmak istiyorum.

Öncelikle, bu yazımın hala arkasındayım. Ben bu Cemaat’e,  sözkonusu yazımda işaret ettiğim sebeplerle destek vermiştim. Eğitim, diyalog, insani yardım, maneviyat ve akıl vurgusu gibi meseleler,  beni kendine çekmişti. Hayalimin çerçevesi, kabaca yazıda tarif ettiğim şey idi.

Bu yazıyı bu gün yazsam, yine aynı başlığı kullanırım. Cemaat’e benzer niyetlerle destek vermiş insanların bir yalana inanmadığını düşünüyorum. Özellikle eğitim, insani yardım ve diyalog alanlarında çok güzel ve doğru işler yapılmıştır. Belki bu güzel işlerin bazıları gelecekte de yankılanacaktır. Allah bu samimi niyetlerin ve yapılanların mükafatını verecektir ümidindeyim.

Ama dikkat edilirse “sen bir yalana inanmadın” diyerek saydığım noktalar arasında, Cemaat’in devletleşmesi, siyasallaşması, seçilmişlik psikolojisi, istihbarat şehveti ve komploculuğun tuzağına düşmesi vs. yok. Aksine, bu konularda bir an önce yapılan hatalardan ders alıp vazgeçin diye uyarıda da bulunuyorum.

Dolayısıyla o gün neredeysem bu gün de oradayım. O gün yazdıklarımı inanarak yazmıştım; bugün yazdıklarımı da inanarak yazıyorum.

Bu yazıyı yazan bir insanın, bu gün başka yazılar yazmak zorunda kalmasının ne kadar zor ve hüzünlü olduğunu ise takdirlerinize bırakıyorum. Sevdiğiniz ve emek verdiğiniz bir şeyin karşınızda anlamsız inatlar, öngörüsüzlükler ve zaaflar sonucu eriyip gitmesini izlemek ve onu artık tanıyamamak çok acı vericidir.

Buyrun… ihanet ettiğimiz bir rüyaya ağıt olarak da okuyabilirsiniz:

 

Sen Bir Yalana İnanmadın

Hayır sen bir yalana inanmadın.

Hatib’in gözyaşlarına bakıp ‘demek Peygamberi sevmek böyle olur’ derken sen bir yalana inanmadın.

Eski bir kasetten yükselen ses genç Mus’ab’ın hikayesini anlatırken ‘evet hayatta hazdan daha fazlası var ve olmalı’ derken sen bir yalana inanmadın.

O seslerle Ashâb’ın aslında ne kadar burada ve şimdi olduklarını anlarken sen bir yalana inanmadın.

Tevhid ve iman esasları hayatın içini ve dışını, evvelini ve ahirini anlamlandırır ve aydınlatır derken sen bir yalana inanmadın.

Anadolu’nun herhangi bir köşesinde mütevazi bir öğrenci yurdunda ya da evinde  ‘yine hicran dolu günleri’ anarken sen bir yalana inanamadın.

Gençliğinin baharında bir iyilik projesinin parçası olmanın tadına varırken sen bir yalana inanmadın.

Senden sokaklarda coşmanı değil durmanı ve üretmeni isteyen bir ideali kucaklarken sen bir yalana inanmadın.

Dava uğruna ölmek lazım diyen din yorumlarının karşısına ‘hayır yaşamak lazım’ diyen Hatib’i dinlerken sen bir yalana inanmadın.

Gençlik enerjini hayra kanalize eden bir anlayışa gönül verirken sen bir yalana inanmadın.

Dünyayı Dar-ul Harb ve Selam diye ikiye ayırmayıp Dar-ul Hizmet diye bütünüyle kucaklarken sen bir yalana inanmadın.

Gelenek ile modernite arasında bir köprü olalım ve elimizdeki Nur’lar ile çok sırlı kapıları açalım derken sen bir yalana inanmadın.

Nakilcilik yetmez dinin esaslarını yorumlamada aklı hiç olmadığı kadar kullanalım derken sen bir yalana inanmadın.

Tasavvufu bugün ile kucaklaştıralım ve kalbin zümrüt tepelerine yol bulalım derken sen bir yalana inanmadın.

Çay, patatesli yumurta, maklube sofralarının sıcaklığı bir yalan değildi.

İnsanın bir hayvandan çok daha fazlası olduğuna kanaat getirirken sen bir yalana inanmadın.

İnsanı kendi potansiyeline uyandırmaya çalışmak en güzel yaşama sebebidir derken sen bir yalana inanmadın.

Akıl ile kalbin kolkola gelebileceklerine kanaat getirirken sen bir yalana inanamadın.

Bilim ile din arasındaki zahiri catışmalar daha derin ve sistemli düşünme ile aşılabilir inancına ulaşırken sen bir yalan inanmadın.

Bu felsefeyi sızıntı sızıntı inşa derken sen bir yalana inanmadın.

Kafkasların soğuğu seni keserken, dışarıda rüzgarın titrettiği camının kenarında battaniyene sarılmış mum ışığında hayal kurarken sen bir yalana inanmadın.

Bütün ırkçılıklara bir renk körü olarak itiraz ederken ve siyah-beyaz-sarı-kızıl bir çocuğun başını okşarken sen bir yalana inanmadın.

Aramızdaki duvarları aşmanın hatta yıkmanın tek yolunun diyalog olduğuna inanırken sen bir yalana inanmadın.

Şu aramızdaki duvarlarda en azından bir kaç delik açıp birbirimizi görelim derken sen bir yalana inanmadın.

Kimse yok mu? çığlığına ‘evet birileri var’ derken bir yalana inanmadın.

Aksiyonunun merkezine eğitimi koyarken sen bir yalana inanmadın.

Gece kalkıp öğrencisinin üstünü örtecek ruh seviyesine çıkarken bir yalana inanmadın.

Elinde mum ışığıyla sabahın köründe titreye titreye Orta Asya steplerinde bir barakada bilim olimpiyatlarına hazırlarken öğrencilerini sen bir yalana inanmadın.

Malıyla, zamanıyla, aklıyla vermenin zevkiyle insanları tanıştırırken sen bir yalana inanmadın.

Memleketinden söküle söküle gittiğin halde hicret etmekten geri durmadığında sen bir yalana inanmadın.

Aylarca maaş almadığın halde bunu dert etmezken sen bir yalana inanmadın.

Başlangıçtaki bu hasbî ivme tahminlerinin ötesine taşıdı seni. Tarihin gördüğü en hızlı açılımlarda birini başardın.

Stratejin sağlamdı. Bu kompleks dünya içinde kalıcı bir değişim gerçekleştirmenin neredeyse tek yolu gibi idi.

Fedakardın. Eline bir bavul alıp hiç tanımadığın diyarlara gitmek ne demek bilmeyenler anlayamaz seni.

Sonra bazı yol kazaları yaşadın. Bazen siyaset ile arandaki mesafeyi koruyamadın. Bazen güç senin de başını döndürdü. Bazen sen de ‘kurunun yanında yaş da yanar’ diyebildin.

Ama gene de gayretlerin sayesinde bu karanlık çağda bir demet ışık sundun. Global bir hareket inşa ettin. Binlerce insanla gönülden konuştun. Küresel bir etki üretebilecek bir ruh ve akıl hareketine öncülük ettin. En barışçıl, en güçlü, ve en hoşgörülü din yorumlarından birini ürettin. Ve bunu taşıyacak müesseseler kurabildin ve kadrolar yetiştirebildin.

Eksikleri olan ama aktüalitesi ve hele de potansiyeli baş döndüren bir güzellikti bu.

Gönül verdiğin bu hareketi bu günlerde buduyor görünüyorlar. Ağacın kökleri onu bu günlere getiren hayat suyu ile hala irtibat halinde ise bundan korkmak için sebeb yok.

Al dersini bu imtihandan ve yola devam et…

Çünkü sen bir yalana inanmadın

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here