Ana sayfa Kulis Devlete tagut diyenler kaymağını yiyince angut oldular!

Devlete tagut diyenler kaymağını yiyince angut oldular!

409
0
PAYLAŞ

Cemaat, Hocaefendi’yi dikkate aldığı için doğru noktadadır. Çünkü Hocaefendi üzerinden yürütülen menfi algıları bir kenara bırakanlar görürler ki, ne söylerse Kitabullah’a göre, Sünnete göre söylüyor. Eğer hala muhalif duranlar varsa ancak iki durum ortadadır. Ya Hocaefendi’nin sözlerini anlamamışlardır ya da Hocaefendi ve Hizmete garezi, kini vardır. İlk sınıfa girenler bir şekilde masumdur çünkü seviye meselesi ve Hocaefendi bu noktada “kendimiz anlatamadık galiba” demişti.

Ayrıca şimdi de gerçekler ortaya çıktığında ise af dileyene af, gönül isteyene gönül verin diyor. Yani küsmek, darılmak, “siz de söyle yaptınız ama ..” demek yok. İkinci kısım ise bir nifak şebekesine bağlı olanlar ile bağlı olmayanlar olarak ikiye ayrılıyor. Eğer kişi suç işlemiş ise kanun önünde cezasına razı gelir ve yine af isterse af edilir ancak emanet tevdi edilmez. Kalanlara ise kanun cezası uygulanır ve hiç bir surette aktifliği sağlanmaz. Bu adalettir çünkü cürüm sahipleri sadece kişileri değil toplumun her noktasını parçalamış olmakla beraber büyük bir de sorundur. Bu sorun ancak gerçek adalet ile çözülür.
Son bamtelinde dikkatimi çeken bir husus daha vardı. Kasım 2015’de Hocaefendi aylardan bahsederken artık haftaları nazara veriyor. Demek ki, kritik dönemdeyiz. Sayılı gün.

Ve son zamanlarda hep toplum yarasının sarılmasını ve bunun yöntemleri üzerinde duruyor. Demek oluyor ki, artık RTE sonrası döneme geçiyoruz. Daha önceki sohbetlerinden birinde ise Süfyanizme karşı duruştan ziyade RTE sonrası oluşacak bolluk bereket dönemindeki imtihandan varlık ve güç ile olan imtihandan korktuğunu beyan etmesiydi. Demek ki, topluma bir kazazede gibi davranmalı, nekahet döneminde gerekli ihtimamı göstermeli. Burada terapi de tam da burası için önemli. Birlik beraberlik denilen şey “şucu” “bucu” diye etiketlemek, “şu inançtasın” “şu kıyafetlisin” gibi tavırlarla sağlanamayacağı ortadadır. Kendisinden başka düşünce, inanç, anlayış, fikir olamayacağını düşünenler diğerlerine hep zulmetmiş, ve arkalarında harap, bitap, ah eden yığınlar bırakmış. Allah’ın yaratması ne güzel diyememiş bu anlayışsızlar sanki haşa Allah hata etmiş dercesine “onlar yanlış biz doğruyuz” küstahlığına düşüyorlar.

Cemaatin nirengi noktası Kur’an, Kur’anı anlatan Risaleler, Risalelerin pratiği Hocaefendi ve talebeleridir. Yukarıdan aşağıya denklem Allah’ın emirleri ve yasaklarıyla sınırlı. Yoksa keramet cemaatte değil.

Cemaati direk gibi tutan Hoacefendi de değil. Allah’a olan iman ve tevekkül. Hocaefendi “ha gayret” diyen neferlerden bir nefer. Ama demek ki, Allah’ın indinde belli bir kıymeti olan bir nefer. Allah’ın kıymetlisine kıymet vermek, saygı duymak ve de nasihatlerini yapmaya çalışmak gerekmez mi? Ya da tersinden düşünmek: Allah’ın kıymetlisine değer vermediğimizde Allah bize değer verir mi?

Peki Hocaefendi’nin Allah’ın kıymetlisi olduğu nereden belli?
Çok basit: Elinde Süfyan gibi dağıttı menfaatleri yokken, Süfyanın başaramadığını başaran, tam itaat eden, canını, malını , hayatını feda eden, vefakar, cefakar neferlere bir tek kelamı bile eksiksiz etki ediyorsa bunda Allah’ın lütfu keremi ve kudreti vardır. Yoksa dünya üzerinde kaç insana bu kadar etki edebilen kaç kişi gösterebilirsiniz? Menfaat gütmeden kaç davaya inandırabilir? İnsan , Allah’ın desteği olmadan çakılır.

Cemaatin yegane talebi Allah’ın rızası. Cennetleri bile fevkindeki bu talep elbette kolay olamazdı. Bu yüzden Süfyanizm ile karşı karşıya geldi. Gidin cemaat mensuplarına bir bakın. Kimden daha çok korkup , kimden yardım istiyorlar? Malmış, mülkmüş, hevaymış, hevesmiş. Hepsi deli gibi Rıza-i İlahi deyip koşuşturuyor. “Paralel” avına da takan yok. Hapse girenler niye gülerek gidiyor biliyor musunuz? Medresi-i Yusufiyede ders zamanı diye seviniyorlar. Hapse girenler şanslı diyorlar. Çünkü Üstad’a talebe olmaya gidiyorlar. Üstad ki, ölümün kıyısında gezmiş, yine de vazgeçmem demiş. Talebeleri mi vazgeçecek?

Süfyan ancak Allah’a imanı zayıf kişileri korkutuyor. Yoksa Cemaat olduğu yerde duruyor. Belki tohumların dünyaya yayılması gerektiği için iç basınç gerekiyordu. Kaderde İslam dünyanın her yanında şehbal açması için vatandan kopmak gerekiyordu. Belki de cemaat üyelerinden ziyade ruhları açlıkla kıvrananlara Allah’ın merhameti yetişti de cemaati onlara doktor gibi gönderdi. RTE sonrası süreçte gönül doktorları elbette anavatanlarını da tedavi süreci başlatırlar.

Moderniteyi düşüncenin gelişimi olarak alırsanız haklı olmazsınız. İman olarak alırsanız şu an İslam dünyasında müslümanlar olarak payımız pek zayıf. Kur’anı hatmini bile yapmayan, Kur’an derslerine uzak müslümanlıkla nereye kadar gider?

Hristiyanlar ya da musevilerin kendi bozuk dinlerine imanları ve bu konuda çabalarının yanına bile yaklaşamıyoruz. Eğer bir gün ehli kitap İslamiyetin değerlerine yaklaşırsa biz İslamız diyemez hale gelebiliriz. Bizim sorunumuz dinimiz değil aymazlığımız.
Daha önce de beyan ettiğim gibi İslamiyet tek olduğu halde müslümanlık milyonlarca tipi var. Yani bizim anlayışımız dar. “Müslümanların aşağılık kompleksini” kabul etmek mümkün değil. Aşağılık olan karakterimiz. En kısa yoldan çile çekmeden elde edilmeye çalışan kitle İslam olmasaydı da aşağılık olurdu. Belki durum daha kötüdür çünkü müslüman görünmek gibi bir durumumuz olduğu tehlikesi var.

Dünya’ya entegre olmak konusunada da yanlış bie fikriniz var. Biriyle entegre olmak asimile olmak anlamına gelmez. Asimile olan zaten zayıf olduğu için zayıf yanının güçlü bir şeyle karşılaşınca yenilmesidir. Bu ise haktır çünkü siz zayıf iseniz güçlü olana yenilmek dengedir. Eğer bu konuda güçlü olmadığınız için karşısındakine suçlamak yerine güçlendirmek için çabalamak zorundasınız. Bu da gösteriyor ki, aşağılık olan İslam akideleri değil pratik hayattaki izdüşümleri olarak beceremeyenlerdir. Kaldı ki, şu an İslam denilince anlaşılan kılıç-bomba-silah gibi insan katletme anlaşılıyorsa burada müslümanlar ne Allah’a kul ne Peygamebere ümmet ne ülkesine vatandaş olur.

Sizin yorumunuz hep bir noktada Müslümanları tecrit etme tavrı görülüyor. Peygamber Efendimizin(SAV) asla böyle bir tavrı olmadı. Sadece Ebu Cehil’e 22 defa tebliğde bulunmuş. Bu tebliğler Allah’ın dini zelil mi oldu? Asla. Aksine İslam’ın gerçek yüzü her türlü batıla galebe eder. Eğer biz müslüman olarak İslam dininin gerçek yüzüne liyakat göstersek dünyaya entegrasyon halinde dünyada iman rüzgarı eser. Zaten Cemaat bugün dünya’da bir itibar görüyorsa sebebi bu.

Ayrıca cemaatin taviz verdiği gibi yaklaşımlar da tamamen algıdır. Çünkü taviz omurgasızlar için bir davranış şeklidir. Ancak RTE gibi elinde kırbacıyla gücüyle canavar gibi davrandığı yerde cemaat dimdik duruyorsa her türlü kepazeliğin , hırsızlığın , cinayetin mübah hale gelen süfyanizm bile diz çöktüremediyse dünya devletleri karşısında da taviz verdiğini düşünmek saflık olur. RTE’nin bir İsrail projesi olduğu ve TC’nin ve özellikle Hatay’ın BOP için kritik önemi sebebiyle bütün gücünü burada odaklandığı düşülürse ve de bunu gönüllü olarak yürüten RTE gibi bir baş tutara bile biat etmediyse “Müslümanların dünya’ya entegrasyonu” faaliyetinin açık temsilcisi cemaat Allah’ın lütfu ve takdiridir.

Ayrıca bugün hangi İslam ülkesi(ya da müslüman grup) adalet üzerinedir? Adalet kelimesi tabelada olmak işi çözmüş mü?
RTE’in “paralel” yaftasına ne olduğuna bile bakmadan evet diyenler adalet anlayışının neresinde?

Suudi Arabistan da en tepediler cennetlik olduklarına inanmışlar. Tağut kim? Emin olun ki tağut dünyanın öbür tarafında falan değil. Hemen yanı başında.

ABD falan tağut değil. Tağut Allah’tan başka güvenilen ne varsa odur. Para, pul, makam yani dünya. Klasik siyasal islam literatürü beyni olmayanlar için üretilmiş. Bir zamanlar TC de tağut idi. Bugün çeşmenin başına oturdular da kimse tağut demiyor.
Demez! Çünkü mesele ulaşamadığı ciğere mundar deme çirkinliği.

“Peki ozaman abd eden ambargoyu kaldırdı? Ne değişti?”
Belki de ABD’yi hala tek bir yapı olarak algılama alışkanlığından vazgeçmek gerekir.
İsrail ile ilişik proje olan Işid sadece TC’yi değil AB ve Katolik dünyasını da tehdit etmektedir. Ayrıca Ortodoks olan Ruslar da güç merkezinin İsrail’e doğru kaymasından rahatsız. Bunların hepsi dengeleyici unsur.
Ne dğiştiye cevap şu: İran muhafızları grubu yani eski yönetim tamamen İsrail ile danışıklı dövüş içinde İsrail için çalışan gruptur. Saddam bile bu gruba taş koyduğu için devrildi. Ancak süreç Hristiyanların özellikle Rusya’nın devreye girmesiyle evrildi. İsrail yanlısı ABD lobileri güç kaybettiler ve akış yönü değişti. Işid ABD ordusunun Rusya ile destekli şekilde bitiriliyor ki, Işid BM de terör örgütü sınıfına girdi bile. Burada Rusya devreye girdi ve belgelerle RTE’in ve ekibinin terör destekçisi olduğunu ispatladı.

Gelelim bunun ABD’den adalet bekleme yanına.
ABD, kendi hukukunu tüm sistemlerin üstünde tutan bir mekanizmaya sahip. Osmanlı’nın alt yapısını kopyaladığı gerçeği ve bu konuda çok katı olduğu aşikar. Elbette dünyevi hukuk mekanizmalarının açıkları var. Ama bu adalet mekanizmasının çalışmadığı anlamına gelmez. Kaldı ki İran’a yaptırım meselesi aslında İran iç siyasetine verilen ayardı. Bu ayar ne zaman ve nerede basınç uygulayacağı günlük siyasetle pompalanıyordu. Ancak Reza Zarraf olayı ABD’nin kontrolü dışına çıkmış bir sonuç. Bu yüzden ABD İran’a konulan amborgoyu delenlere ve aracılık edeceklere acımayacak. Ayrıca Işid ile ilgili de Rusya devrede. O da bu konuya destek vereceklere acımayacak. Her iki konunun kesişim noktası RTE. Bu da gösteriyor ki, belasını buldu!

Peki bu belaları kim sardı RTE’ye. Ve onun avanelerine.
Tabi ki Allah! Bir süfyan olarak görevini yapacak ve imtihan vesilesi olacaktı. Ancak ebediyen zulmü de devam etmez. Çünkü Allah mazlumların yanında.

Burada zahire bakıp ABD’den gelen adalet mi diye dudak bükmek yerine batındaki hikmete nazar etmek gerek.
İlginçtir zalimler uzun menzilli mekanizmalara dayanamazlar. Kısa şok etkili bir yaşamları vardır. Tabi sonları da aniden gelir.
İşte RTE bu günlerde daha çok cemaate saldırıyorsa ve Jitem devreye giriyorsa bilin ki ani ve hızlı bir son çok yakın. Bunu gördükleri için ellerini çabuk tutmaya çalışıyorlar.

Serkan Ispartalı

Okuyucu Yorumu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here