Ana sayfa Gündem Tiyatro’nun sonuna geldik…

Tiyatro’nun sonuna geldik…

1349
0
PAYLAŞ

Kontrollü Darbe mi? Evet. Can Ataklı’dan şok iddia şuydu; Askerler hükümetin bilgisi dahilinde sokağa çıkartıldı. 7 ay oldu bunu itiraf edeli… Hulusi Akar’ın alınan tedbir dediği şey “250 kişinin SADAT tarafından Akmilislerce öldürülmesi” oluyor. Tercümesi şu: 250 kişi öldü ama darbeyi önledik.. Hayır ölmeleri için biz yardımcı olduk oluyor. Harbiyeli Murat ve Ragıp’ı onlar boğaza yolladı ki, askeri eziyoruz havası versinler. Boğazını kestirdiler. Darbe yapanlar paşa paşa konumlarını korudu. Domuzluk süper! Darbe ile suçlanan 160 general bakın hiç konuşmuyor ve ortalıkta da gözükmüyorlar, şikayetçi bile değiller. Hizmet tasfiye edilsin, hepsi dönecekler! Üstelik geri dönecek 160 güya mağdur generale birer milyon dolar tazminat sözü verildi. Engin Alan, 1 milyon aldı, daha aşağısını kabul etmez bu arsızlar. Yargılananlar günah keçisi yapılanlardır. Komedi budur işte. Veya domuzluk mu desek acaba?

15 temmuz darbe konsorsiyumunda Rusya, Suudiler, Katar bile var ama cemaat yok. Perinçek, Berk, Hulusi, Pentagon, Erdoğan var ama cemaat yok. Hiyerarşi içinde Akar’ın emrini uygulayan devlet memurları var. Emre itaat etmeseler askeri suç ve mahkemelik olurlardı. Yine süründürülüyorlar. 15 temmuz darbe konsorsiyumunun gerçekte kimlerden oluştuğunu isim isim biliyoruz. Hulusi Akar açıklasın, belki TSK yara almaz diye zulme sabrettik aslında. Eğer Gülen Hocaefendi, 160 generali darbe için organize edebiliyorsa, Hulusi Akar hemen istifa etsin. Molla Nasreddin demiş, et yok, kedi nerde? Kimse yutmuyor yalanlarınızı, iftiralarınızı… Ya muktedirsin ya aciz? Hangisi?

TSK ağır yara almasın diye Üstad Üstad Said Nursi gibi Gülen Hocaefendi çok hassas davranıyor, yoksa 15 Temmuzcuları cihana afişe ederlerdi. Hizmet gücünü hiç kullanmıyor. Bir kaç kişi kaldık, kafayı yiyoruz sadece, yaza yaza kalemde mürekkep, dilimizde tüy bitti. Yazsakta yazmasakta gerçek belli. Erdoğan ve Göktürk Süfyanizm heyeti, Türkiye cumhuriyetini yıktı, güçleri soygunla devam etsin diye ucube bir mafya düzeni kurdu. Devam etmez bu Yezidizm. Eğer 15 Temmuz’a 171 general ve amiral katıldı ise – ki bu rakam Deniz Baykal’ın TBMM’de yaptığı konuşmadaki rakam gibi Göktürk merkez gücü ağr bir darbe gerçekleştirdi. 15 temmuzda cemaatın en küçük kurucu, öncü, tetikleyici rol üstlediğine dair somut kanıtlar elde etselerdi, inanın çoktan cihana davul zurna duyururlardı. Cemaat niye haklı davasında direniyor? Yabancı büyük devletler, diplomatlar çok net belgelerle konuşur. 15 Temmuz, cemaatın değil dediler, belgeleri var. Kimseyi kandıramazsınız. Bu aptal tiyatronuza asla teslim olmayacağız.

Gerçi Erdoğan ve Göktürk Askeri Süfyanizm kibirden gebermek çatlamak üzere. 15 temmuz yalanlarını yüzlerine vurmayan devlet kalmadı, tınmadılar hiç. 15 Temmuz, Kariyeristler, terfi peşinde Sol-Kemalistler, kendine Atatürkçü diyen ulusalcı subayların katıldığı konsorsiyom. Başöküz Akardı! TSK’da hak etmedikleri terfiler için silah arkadaşlarını satan subaylarla iyi ki ciddi bir savaşa girmemişiz. Akar’ın hiyerarşik darbesi bu! Gerçek olan ne? Göktürk Süfyanizm Askerleri, Erdoğan’ı kullanıp Fil Dişi Sahilleri’ndeki Hizmet okulunu dahi Maarifsiz tecavüzcülere devlet gücüyle veriyor. Darbecilerde biliyor ki, tecavüzcü Maarifsizler Fil Dişi’nde, Burma’da, Afganistan veya herhangi bir yerde okul çalıştıramayacak, kapanacak. Niyetleri kötü. Neden çok yazıyorum diye sorguluyor bazıları. Kafayı yemek üzereyim.

Bir hatıramı anlatayım. 28 Şubat sürecinde, Çevik Bir yurtdışındaki Türk okullarına el koyalım önerisi getirince, bir deneme yapalım denildi. Bakü Büyükelçimizle babamdan daha yakınız 1997’de. A.Ö. abi, bir randevu al, birde çiçek dedi. Niye ki dedim? Okulları teslim edeceğiz dedi. Şaşırdım tabi. Gönülsüz denileni yaptım. Tabi abiye cebimdeki son paramı büyükelçiye çiçek almak için verdiğimi söyleyemedim. F.O.L, bir bana, bir elimdeki çiçeğe baktı, gülüyor. Akşam hanımdan fırça yedim tabi. Erzak parasını, 100 dolar bir çiçek demetine verirseniz sizde fırça yersiniz, gayet normal. Hanıma anlatamadım, eskiden hiç sormaz, sorgulamazdı. Çocuklar küçük o zamanlar, idare et diyorum sadece. Kayınpeder petrol şirketinde şofördü, eve uğramış, erzak sıfır, gitmiş alışveriş yapmış gelmiş. Utandım tabi. Oğlum, sen maaşını ne yapıyorsun diye soruyor. Kimseye derdimizi anlatamıyoruz vesselam. Ne deseydim, büyükelçiye çiçek aldım mı? Ağlamamak için anlatmak zorundayım.

Neyse. Dervişin son parası helaldir, boşa gitmez. Büyükelçiye A.Ö’yi tanıttım, Gülen Hocaefendi’nin yetkilisi budur, ne diyorsa ondandır dedim. Abi, bir anahtar yaptırmış, teslim etmişti! Komik haldeyiz yani.  Büyükelçi Loğoğlu, birden neye uğradığını şaşırdı. Ayağa fırladı, gözleri heyecanla açıldı. Sizin okullarınız bir numara, devam ediniz lütfen deyiverdi. Ancak A.Ö abi dersine iyi çalışmıştı. Çevik Bir’in hazırladığı devlet raporundan 1997’de haberimiz var. Buyrun okulu siz idare edin dendi. Israrcıyız… Domuzluk eskidir.

Osman Faruk Loğoğlu, pek yalvaran gözlerle baktı, ne olur bu kardeşe anlatın, sizin okulunuzu biz idare edemeyiz, bizimkisi idare olmuyor diye bana döndü. Yorum yok, yapamıyorum, şaşırmış kalmış haldeyim. Ancak A.Ö abi üsteledi, biz devlet ne derse saygılıyız, buyrun bu okulun anahtarı, öğretmen masrafları artık sizin, zaten himmette gelmiyor dedi. Gerçektende öyle, öğretmenler 6 aydır maaş alamıyor. Herkes borç içinde. En iyi durumda gazeteciler diye zaten abi çiçeği bana aldırmış olmalı. Parasını isteyecek halimde yok. Lafını etmek bile ayıptır.

Büyükelçi ile A.Ö arasındaki tatlı münakaşayı içimden gülerek izliyordum. Bir ara formül yok mu dedim, sesli düşündüm. Bu çiçeği boşuna mı almıştım yani? Sufi, sadece çiçekten sorumlu, başka şeye aklı ermiyor. Son parasını bu aptal çiçeğe vermiş, gülsem mi ağlasam mı? Bilemiyorum. Loğoğlu, ellerinin tersi ile havayı itiyor, hayır hayır istemiyoruz Türk okullarını, masraflarını biliyoruz, altından kalkamayız asla dedi. Bunu bizde biliyoruz zaten, o yüzden ısrarcıyız. Loğoğlu iyi niyetli bir solcu. CHP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı emekli olunca. Cemaatle uzaktan yakından alakası yok. Baktım ki meğerse hodri meydan demeye gelmişiz. Devlet devlet olsa okulu devam ettirmek için 1997’de alırdı, peki bugün niye direniyoruz? İşte bu çok iyi bir soru? Cevabı sandığınız gibi değil tabi ki. 1997’de 28 Şubat olmuş, darbe havası var.

1997’de az çok bir devlet vardı, yetkilisi okulu idare edemeyeceğinin farkındaydı. Bugün edepsiz hırsız Erdoğanla kapatmak için istiyorlar. Niyetleri berbat. Loğoğlu, son noktayı koydu: Bu okullar Türkiye’nin tek güzel imajı, lütfen aynen devam edin, biz bir imam hatiple okulu idare edemiyoruz diye ağlıyor, bir bizden para istemediği kaldı. Acıdık tabi. Nihayet A.Ö ayağa sevinçle kalktı. Giderken gözüm çiçekte kaldı. Loğoğlu’na, nezihe ve güzel eşiniz Mevhibe hanıma hediyem olsun dedim. Başka bir şey aklıma gelmedi. Bari boşa gitmesin, bir hanımefendi sevindirelim. Yolda dönerken A.Ö, Sufi’ye diyor ki, demek ki blöf yapıyorlar, Çevik Bir’i takmıyorlar. Dedim ki, olan çiçeğe oldu, Çevik Bir şerefsizi asla vazgeçmez, bu hikaye burada bitmedi. Abi bitti görüşünde, daha derin devleti iyi tanımıyor ve gayet saf bizim arkadaşlar.

Yahu devlet, cemaatın her yaptığını A’dan Z’ye 50 yıldır biliyor, kimden neyi saklıyacağız? Çoğu zaman yurtdışında yardımcı da oldular. Rahmetli Özal ve Demirel destek ve kefik mektupları yolladı, ziyaret etmeyen devlet yetkilisi, sanatçı, aydın sanırım kalmamıştır. 10 adet Türkçe olimpiyadında duymayan kalmadı. Herkes takdir ediyor ve keyifler gıcır. Mehmet Sağlam, Encümendi Daniş’in 40 derin adamından biri, olimpiyad komitesi başkanı. Fci diye tutuklayan, işkence eden ve adını anan olmadı hiç. Koruyorlar mı acaba? Devlet yetkilileri,bizden para istemeyinde ne isterseniz isteyin derlerdi. Dolayısıyla tek bir Hizmet kurumuna kuruşunuz yok, çalamazsınız. Halkı emaneti Allah hakkıdır ve canımız pahasına korumak zorundayız. Aksi halde Allah’a hesap veremeyiz.

Erdoğan, Gülen Hocaefendi okullarını ben emir verdimde açtılar diyor Afrika ve Asya’da, O zaman Erdoğan F.ci olmuyor mu? Tutuklayın hadi! Kimin Fci olup olmadığına kim karar veriyor? Tuhaf tuhaf sorular soruyorsun Sufi! 1990’lerde Zaman’da TSK’dan atılmış çok asker vardı. Genelkurmay, getirin şu Zaman’ı bizim eski askerler ne yazmış diye dikkatli okuyordu.  Paralel maralel hikaye anlayacağınız. Devlet, kimin nerede ne zaman ne yaptığını isim isim eskiden beri bilir. Aşırı fişlemeler patladı. Cemaat yapıyor fişlemeleri diye ifira atanlar domuz! Ne ABD’si ne Yeşil Kuşağı yavrucuklar! Sallamayın. Gariplerle fakirlerle bu Hizmet yürüdü, yürüyor, yürüyecek. Gladyo’ya satılan AKP oldu ve faturasını, bedelini, diyetini Hizmet ödüyor. Asrın masumları olarak anılacaklar.

HİZMET’İ NEDEN YIKAMADILAR?

Esma-i ilahiyenin tezahurunden ve mazhariyetinden baska hakikat yoktur. Kahri da lutfu da Allah’tan bilen Kadir’e iman edenler HU dediler. Ask’in terimine, kendisine ve zati yerine koydugu nesneye asik olanlar helak oldu; “unconditional love” O Vedud’a Asik ALLAH dostu kurtuldu. Hizmet, Hz Musa gibi seriat, Hz Isa gibi Ruh idi; sabirtasinda Hz Nuh oldu; kalplerin kalbi Hz Muhammed sav geldi; esmalarimiz tamam oldu. Hizmet, erenlerin Hz Ismail’i idi; Hz Ibrahim gibi bicagi daya boynuna kes dediler; sinavi kazandi; kurbanlik koc indi semadan; azatlik oldu. Aziz ve Azim olan Mutekebir’de Nur’u ayn oldu Hizmet; alim ve allem idi; muzhir’lesti Fettah kalplere dogdu; hakikata Deyyan ve Sultan oldu.

Mutlak Adl ve Hakem istedi Hizmet; hakki tuttu kaldirdi; Hak ile Mubin, Malik-ul Mulk’te yazel Celal-i Vel Ikram tahtinda Hu ile Huda birdir. Hadi onder oldu hep Hizmet’e; Metin idi, Kaviyy idi; dosta dusmana emin amanlik sundu; gonullere Hannan ve Mennan oldu; cehennem cennet oldu. Hakim ile ilim; Halim ile kalp oldu Hizmet erenleri; atese berdan Selam dedi; tam tevekkul aktif Sabur ile yogruldu; Nafi ile derman oldu. Hizmet, Hayy u Kayyum ile yola cikti; Gafur, Rahman, Rahim, Latif ve Kuddus ile Selam’da birlesti; tek bir havuzda El Ferd var, Kahhar oldu! Ferdiyet ve gavsiyet makaminin esmalarinin cemmu Cem olunca Hizmet Sahsi manevesinin sinavi elbet en agiri olacakti. Ferdi ferit secilecekti.

Haci Bektas Veli, hayati boyu egemen yedi esmasini zikreyledi! Cenazesini yedi esmanin tasiyici melekleri kaldirdi; koylu saskin izliyordu! Abdulkadir Geylani hazretleri; Ya Hayy u Kayyum ile ayakta dipdiri idi; Muhyi ve Mu’izz ile korkusuz oldu; Kadir ve Hakim’de Rahman olmustu. Hangi esma sizde egemen ise o esmanin zit esmasi ile Allah’in verdigi imtihandan gecerseniz ruhunuz amudi yukselir; Kahhar en zor evliyadir! Bu nedenle Kahhar ismini taşımak veli kullara mahsustur. Bir insanda Celal ismi varsa Latif ismi gozukmez. Esmalarin yuzde yuz oranda zit kutuplari birlestiren sadece Peygamberimiz sav Ahmed idi.

Hakim ve Rahim esmalari da Hz Ibrahim’de yuzde yuz idi; Allah, onu evladini kesmek; sefkat ile sinadi. Halil-ul Rahman’da tam tevekkul oldu. Kadir ve Rahim esmalari Hz Isa’da egemen; yuzde yuz idiler. Hayy ile Kayyum ile hemdem oldu; baris prensinde es Selam’da cemmi Cem oldular. Celalli idi Mevlana Rumi; Allah, onu Ask ve Reca makami vererek imtihan etti. Hakim ve Rahim isimleri Semi ve Basar ile Vedud’ta Cem oldular. Akli selim ve sunuhati kalbin uc zirvesinden bahseder ustad: Imami Gazali, Mevlana Celaleddin ve Imam Rabbani; zit esmalarla birlik idiler!

Gulen Hocaefendi, 2000’de acilan davada zimni beraati kabul etmedi; tam beraat tek secenektir; teblig makami asagisina razi olmaz, olamaz! Teblig makaminin tevhid ehlinin tam hakki tam beraattir; yarim olmaz; ortasi olmaz! Ustad, ya idam verin ya tam beraat derdi; Hizmette aynısını bugün diyor. Bana at hırsızlarına verilen cezanın verilmesini kabul etmiyorum. Ya idam ya beraat. Derdi mahkemelerde üstadımız Said Nursi. Bu Cebbar, mert duruşu meşhurdur… Birlik Tevhid makami icin bolunen parcalanan teblig makami erenleri birligin birligindeki makamla donuyor! Munafik fasik korkmasin, titresinler elbette. Hak ve hakikat er veya geç tecelli eder. Peygamberimiz teblige gonderilen hafiz sahabeleri Hudeybiye’ye ragmen Musrikler kumpasla sehit edince sirtini dondu, af etmedi! Tavrimiz budur bugün ve taviz vermeye niyetimizde yok.

Zulmedenler sadece Erdogan ve AKPliler olsaydi; Hulusi Akar, Fidan’in kellesini sununca harika diye avunurduk! Tum serefsizler ciksinlar! Siyasetçi yalan söyler de askerde pek öyle yetenek yoktur derler. Galatı meşhurdur, yanlış bilgi. Siz oyle saniyorsunuz! Saldiray Berk, Çetin Doğan, Çevik Bir, Atilla Ugur asker degil mi! Aziz Cakmak Cemaatten kadin cocuk intikam aliriz, aç açıkta kalırlar, hepsini öldürürüz toplama kamplarında dedi. Ne zaman? 2012’de.  Bunu bile bile halen ağzına Fci iftirasını dolayanlar insan olamazlar. Aşağılık, korkak, ruhsuz yaratıklardır. Gercek yoksa terapi yoktur! Zulmedenin bahanesini zebani Malik kabul etmiyor; biz niye sineye çekelim! Burda hesap vermezse cehennemde verir. Allah’a ve Mahşer gününe imanımız tamdır. Allah var, gam yok.

DOMUZLUK MASKESİZ ARTIK

Sayıları o kadar çok ki tutuklu gazetecilerin, alnından öpünüz.

Sosyal medya twitter’dan size bir seçmece hazırladım. Anonim.

Baş nifak fabrikatörü Doğu Perinçek “birgün önce Yenişafak’a bildirdik.” demişti. Mehmet Dişli: “Akar sakin ol, gerekli tedbirler alındı dedi” Akar:”Öne çekildi, akamete uğratıldı” dedi. Hangisi doğru? Hepsi doğru olabilir mi? Olamaz. İstanbul boğazının üstündeki F16, havadaki tek uçak olan Erdoğan’ın uçağını göremiyormuş. Ben bu pilotun kim olduğunu merak ediyorum. Kesin terfi almıştır. Fazla gizleyemediler, darbenin bir senaryo olduğunu itiraf ediyorlar. Şimdi; 249 Kişiyi sokaklarda kim öldürdü?  Hulusi Komutan darbeyi öne çekip akamete uğrattıklarını söylüyor. Yani Kontrollü bir şekilde durumun başlatılıp sonlandırıldığı anlamı çıkıyor. Karargah herşeyi planlamış,  Goril’e maskeleme düşmüş.

AKPM, resmi gözlem raporunu açıkladı: YSK kararı yasaya aykırı; OHAL demokratik referandum sürecini kısıtladı. Anayasa değişikliği geçersiz. Muhalefet yok ki itiraz etsin! 17 Aralık 2013’ten bu yana AKP seri darbeler yaptı, dikta kurdu; CHP, MHP yancı oldu sadece. Sözde Darbeyi 36 saat önce haber veren Perincek ve Aksakallı’nın ifadesi,  ortada bir oyun ve kumpas olduğu ortaya çıkarıyor. Fidan-Akar ikilisi ülkeyi kaosa ve zulme kasıtlı sürüklediler. Naylon tiyatronun sisi dağıldıkça, birilerini ateş aldı. Ardı ardına panik içinde açıklamalar yapmak zorunda kalmaları bu yüzden! Erdoğan,  “Allah’ın lütfu” diyerek ilk gün her şeyi itiraf etmişti ama “Cemaat’i yok edelim” hevesi her kesimi sardığı için susuldu; diktayı kurdu askerle. Darbenin ikinci günü Erdoğan: “Dere geçilirken at değiştirilmez” Dere nerde? At kim? Bir yıldan beri derenin ortasında mısınız? Soru şu; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanları o gece rehin alınmıştı. Erdoğan da mı rehin alınmıştı? Bunların aydınlatılması lazım. Erdoğan’ın 19 Koruması, 5 Yaveri “F.ci” diye mağdur. Ailesiyle birden bire kayboluyor ve bunların hiç biri yanında yok. İhale Sözcü gazetesi ve Odatv’ye kaldı. Perinçekçiler ve Berk grubu zafer kazandı. Kimse dokunamıyor.

Ülkenin Cumhurbaşkanı’nın nerde olduğunu,G.Kurmay, Mit ve tabi ki yaverleri,korumaları bilmek zorunda. Bunların hepsi biliyor ve ulaşamıyor! Cezaevinde kansere yakalanmış bir öğretim üyesinin tahliye edilmesi gerekmez mi? Uyku apnesi değil, kanser… Abdurrahman Dilipak bile diyor ki: İçeride olması gerekenler dışarıda, dışarıda olması gerekenler içeride. İçeri almalarda da iktidar kaybediyor, salıvermelerde de. Hulusi Akar’ın itiraflarından anlaşılan: Darbeyi MİT’e haber veren kişi FİDAN AKAR ikisilinin oyununu bozmuş. Onlar da darbeyi önce çekmişler. Peki, Akar kendini makamında koruyacak tedbirleri almamış mı? Makamında derdest edilmesi de mi kontrollü? Hem darbeden haberin var hemde kendini yakalatıyorsun ha?

Güney Doğu yıkılmış.. Her eve Ateş düşmüş.. Tutuklanmayan Üniversite diplomalı kalmamış.. Adam itiraz etmek için Yüksek fatura bekliyor! CHP’li Sezgin Tanrıkulu’na “terör örgütü üyeliği”nden fezleke hazırlandı, tek konuşanıda susturma girişimi. Şunu aslâ unutmayın…”TSK Kendi ordusuna Ve mensuplarına karşı işlenmiş hiç bir ihaneti,karşılıksız bırakmamıştır! Ve bırakmayacak”! Madem darbe yapılacağı biliniyordu darbe başlayana kadar niye beklendi. 250 insanımızı pisi pisine öldürdüler… Can Ataklı: Askerler hükümetin bilgisi dahilinde sokağa çıkartıldı diye 7 ay önce konuşmadı mı? Bu arada “%54 engelli öğretmen eşim banyo yapmaya çalışırken düşmüş kaburgasını kırmış”… Mazlum ve masum yüzbinler kan ağlıyorlar. Darbeyi cemaat yapsa idi; Şu an Erdoğanı sağında H.Akar solunda H.Fidan akp tvlerinde darbeyi şema üzerinden anlatırken görürdünüz. Hepsi suçlular. Nihat Hatipoğlu’nun “ramazanda zengin fakiri anlar” deyip 600 bin tl aldığı Türkiye’de işsiz bir öğretmen intihar etti; cebinden 6 lira çıktı.

15 Temmuz‘da ölenlerin otopsisi neden yapılmadı? Otopsi mi dediniz? Maazallah! Yoksa ölenlerin SADAT kurşunlarıyla öldürüldüğü açığa çıkardı! 15 Temmuza dair en kritik hamle Akar’ın ‘kaybolması’dır. Akar’ın ‘darbecilerle hareket ettiği’ izlenimi vermek için çalışılmış belli ki. Makyajını da TRT’ciler yapmış. Erdoğan’ın “Allah’ın Lütfu” dediği, “kontrollü darbe”nin itirafı Akar’dan geldi ama niye şimdi? Fidan’ı mı günah keçisi yapmak istiyorlar? Erdoğan halen mağdur ve masum mu? Beşir Atalay’ın dışlanıp Erdoğan’a bayrak açması İran ekibinin safdışı edilmesi anlamına mı geliyor? Cemaat düşmanlığı hepsinin gözlerini ve vicdanlarını kör etmiş. Utanmasalar, Sözcü ekibinin tutuklamalarını da Cemaat yapıyor diyeceklerdi ama Cemaatten kimse kalmadı.

Darbeyi hapisteki 560 adet melek Bebekler mi yoksa Anneleri mi yaptı? Gücünüz kadınlara ve bebeklerine mi yetti?  Sadece 6 yıl önce Türkiye, herkesin görmeye can attığı diyardı. Cehenneme döndü. Şimdi Don’t go to Iran-Travel filmi ile İran paarlanıyor. Liberalizm ülkemizde öldü, yaşasın yeni İran mı? Trump’ın Şahin generaller yönetimi şimdi de PJAK’a silah vermeye karar verdi. İran’daki 10 milyon Kürdü ayaklandıracak. Liberalizm faturasını ödeme sırası İran’da mı? IŞİD’in Bağdat’ta bombalı saldırısı 11 can aldı. Oysa yüzde 40 Nakşi Baascı yönetimde, petrolüde çalıyorlar Erdoğanla. Daha ne istiyorlar? IŞİD’i Saddam’ın eski general ve istihbaratçıları, subayları, tekfirci teröristlerle yönetiyor. Suud ve Katar, Erdoğan besliyor. Terör niye? IŞİD, güç edinme aracı olarak çok uluslu bir konsorsiyum tarafından idare ediliyor. Ankara ve Suruç’ta ölenler niye öldüyse, Bağdat’ta da aynı! Bu terörizme destekte ülkemizi merkez yapanlar hainler değil mi? Hain Gladyo.

Ya Erdoğan ya da Akar açıkça yalan söylüyor… BYLOCK BAHANE MASUMLARA ZULM IÇIN TUTUKLAMALAR ŞAHANE. ByLock’un LOG kayıtları bütün iddiaları çürüttü. Herkes saçmalığın farkında. 15 temmuz 2016’da darbede bylock kullanıldı diye işinden edilen 200 bin kişi ağlıyor. Uygulama zaten yok imiş! 15 Temmuz’dan 4.5 ay önce uygulama kaldırılmış. ABD raporu ortaya çıkardı. Olmayan bylock ile yüzbinlerce insanın hayatı boş yere karartıldı.

Mahkemelerin durumu içler acısı. Açıkca ‘tuzağa düşmeseydin’ diyen hakimden sonra ‘baskı altında ifade verdim’ diyen sanığa ‘imzalamasaydın’ diyen hakimde gördü ülke. Adalet çıkar mı buradan? Çıkmaz. Hepsi çöp. Hakim, “Koskoca tümgeneralsin, imzalamasaydın” diyor. Olan nedir? Akar, Fidan’ı ateşe atmış aynı zamanda. Erdoğan’ın ‘Fidan’a ulaşamadım, eniştemden öğrendim’ tezi de resmen hikaye oldu. ÇELİŞKİ! Akar “Darbeyi önleyici tedbirler aldık cümlesinde. Darbeyi öne çektiler…” diyor. Madem darbe ihbarı yoktu, önleyici tedbirler neden alındı? Akar: MİT’e yapılan ihbarda darbe söz konusu değildi de diyor ve yalan söylüyor. İhbarcı binbaşı 2 defa yalanını yüzüne vurdu. Bunların ses kayıtları da var ama daha ortaya çıkmadı.

Hulusi Akar’ın, “Darbe değil, Fidan’ın kaçırılacağı ihbarıydı” cevabından sonra domuzluk tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Ne yani Fidan kaçırılacağını bildiği yerde Akar ile Genelkurmay’da 5 buçuk saat ne konuşmuş olabilir! Resmen 80 milyona keriz muamelesi bu. Sizde Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek’in 6-7 aydır raporu neden açıklamadığı belli oldu. Rezil olmamak içinmiş! Artık Bu kepazeliği daha fazla bekletemediler ! F. Gülen’in 50 yıl önce CHP’ye yapmadığı yardımı bile bulabilen irade, 3 yıldır CB koltuğunda oturan Erdoğan’ın diplomasını neden bulamıyor?

Laik elitlerin 40 yıllık rüyasını AKP gerçekleştiriyor. Darbe Girişimi Komisyonu’ndan cemaatler için “akredite” önerisi geldi, CHP ve HDP itiraz etti. Tel tel döküldüler. Önce darbecilere görev vermişler, sonra da darbeye katıldı diye tutuklamışlar. Bazı komutanlar, alt kadrolarına tuzak kurmuş. Bu konu mutlaka aydınlatılmalı. Gazeteciler bunun üzerine gitmeli. Suçlu kimse yargılansın ama masumlara zulmedilmesin. Kumpas kurduğunuz askerler, mahkeme salonlarında sizi bekliyor. Daha ne kadar kaçacaksınız?  Kabına sığmayan 15 Temmuz gerçekleri, ‘Gülen’i epey aşan bir darbe konsorsiyumu’. Bu domuzlar koalisyonu yargılanmalıdır…

Hulusi Akar, darbeyi tabi biz yaptık, Erdoğan’ı da kullanıp sivil gösterirp sizi aptal yerine koyuyoruz demiş resmen. Kibir ve güç evlendi! Kontrollü darbe tam da işte bu demek!  Korkunç bir ülkede yaşıyoruz. Öne çekilerek başlatılmış bir darbeden haberdar olmayan binlerce insan tutuklu ve işten atılmış. Dehşet!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here