Ana sayfa Spiritual Dream Therapy 15 TEMMUZ KUMPASINI ÇÖKERTEN HABER… 15 Temmuz gecesinin ”GİZEMLİ PİLOTLARI”… KAHPE-İ...

15 TEMMUZ KUMPASINI ÇÖKERTEN HABER… 15 Temmuz gecesinin ”GİZEMLİ PİLOTLARI”… KAHPE-İ ALEM! Saldıray’ı uçuran 11 Hayalet Uçağı emekli pilotlar niye uçurdu? Darbeyi yapan soykırım çetesi ortaya çıktı.

148
0
PAYLAŞ

HARBİYELİLER’E……. Başınız öne eğilmesin genç kardeşlerim. Ne hayallerinizden vazgeçin, ne ideallerinizden. Müebbetler yıldırmasın sizi.

15 Temmuz darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü’nde görülen emekli pilotların kim olduğu gizemini koruyor. Saldıray grubunun 15 Temmuz’u 24 saat önce değil, aylar önce planladığı için bildiği ortaya çıktı. Emekli subayları 15 Temmuzda Akıncı üssüne üniformalı gelmiş. Emekli savaş pilotları ne yapmak için bulunmuştular? Yoksa 11 Hayalet uçağı bunlar mı uçurdular?

Perinçek ve Saldıray grubunun 15 Temmuz’u 24 saat önce değil, aylar önce kendileri planladığı için bildiği ortaya çıktı. Emekli subayları 15 Temmuzda Akıncı üssüne üniformalı gelmiş. Emekli savaş pilotları ne yapmak için bulunmuştular? Yoksa 11 Hayalet uçağı bunlar mı uçurdular?


Soldaki, bir Türk Askeri ne idiğü belirsiz serseri tiplilerce esir alınırken arkasından sırıtan, asker kılığında girmiş bir ALÇAK !! Sağdaki de, emekli ama üniforma ile gezip, kumpas kuran bir başka ALÇAK !!! Perinçek’in sızma şebeklerinden bunun hesabı elbet birgün sorulur.
ALÇAKLIKTA SINIR VAR MI?
“Âhir zamanda bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat içlerinde bir tane mümin bulunmayacaktır” hadisi şerîfini az önce okuyunca Peygamber Efendimiz (sav)’e olan imanım ziyadeleşti, hissettim bunu

Yarin bu 15 Temmuz tiyatrosunun senaristleri sahneleyenleri ve figüranlari ortaya cikinca gorecegiz YÜZSÜZlerin YÜZÜNÜ. Hani o vatan elden gidiyahhh naralari atan siyasal dinbazlari.. Kara bir leke olarak kalacaklar….tarihin çöplüğünde… Emekli subayların 15 Temmuzda ne işi var üniforma ile! Akıncı üssünde emekli savaş pilotları ne yapmak için bulundular? Mareşal rütbesi almaya gitmediler herhalde. Çok yakında kumpas davasına adlarını altın nişanla yazdırırlar artık!

EMEKLİ PİLOTLAR AKINCI ÜSSÜNDE NE ARIYORDU? AKINCI ÜSSÜNE SİVİLLER NASIL GİRDİ? O GECE EMEKLİ PİLOTLAR AKINCI ÜSSÜNDE İNCELEME YAPILMAMIŞ 300 KADAR UZUN NAMLULU SİLAH BULUNMUŞTU.

NİZAMİYELERDEKİ NÖBETÇİ PERSONELİN İFADELERİ ALINMADI O GECE 143 NOLU FİLO’DA BULUNAN ÖĞRETMEN GAZİNOSUNDAN YÖNETİLDİ ÖĞRETMEN GAZİNOSUNDA İNCELEME YAPILMADI O GECE ÜSTTEN IŞIKLARI KAPATILMIŞ UÇAKLAR KALKTI AKINCI ÜSSÜNDE O GECE TOPLAM 77 UÇAK VARDI 11 UÇAKTA İNCELEME NEDEN YAPILMADI? YARGI BUNUN ÜZERİNE GİTMİYOR ORTADA SORU İŞARETİ YOK BELLİ SONUÇLARA ULAŞMAK İÇİN YARGILAMALAR YAPILIYOR…

Emeklilerden.. Retweeted

Patagonya Bahriyesi‏ @patagonianavy8h8 hours agoMore

Müebbetler size verilmedi aslında. Oğlu Mehmet’i, kızı Kerime’yi harp okullarına gönderen Ahmet Amca’ya, Ayşe Teyze’ye verildi. Korksunlar göndermesinler Anadolu’nun yiğit çocuklarını askeri okullara diyerek…
Üniformalarınızı çaldılar, Hayallerinizi çaldılar, Gençliğinizi çaldılar ve çalmaya devam ediyorlar. Ama biliyorum ki Harbiyeli Ruhunuz ve idealleriniz capcanlı duruyor. Biliyorum ki söndüremezler içinizdeki vatan sevgisini. …ve tarih sizi geleceğin muharebe meydanlarına hazırlıyor memleket zindanlarında. Herşeyi elinden alınmış sizler, geleceğin müstakbel komutanları olarak ne ölmekten korkacaksınız, ne kaybetmekten. Tarihin yazılmamış sayfaları sizin yeni zaferlerinizi bekliyor.

15 Temmuz’da bombaladığı belirtilen uçak o gece yerden hiç kalkmamış…

Herkes biliyor sizin masum olduğunuzu. Ama tarihe eşsiz zaferler yazdıran bu milleti “Asker Millet” olmaktan koparmak için yapılan hain bir planın kurbanlarısınız siz.


Yeni Zelanda Başbakanı orada camide katledilenlerin aileleri yanında AĞLARKEN sen mitinglerde hamasetin dibine vuran bir zavallısın RTE.
Hadi diyelim haksız yere de olsa bir sürü insan tutuklandı.. “Bunların eşlerine ve çocuklarına yardım edenler niye tutuklanıyor” diyen bir tane vicdanlı, insaflı, İNSAN özelliği taşıyan bir yandaş görmedim. Eşlere ve çocuklara niye eziyet çektiriyorsunuz bre zâlimler?
Almanya devlet kanalı: “Ankara 990 kişinin iadesini istedi, Alman hükümeti tek bir kişiyi geri göndermedi” -100000 üzeri kişiye soruşturma açıldı, işleri ellerinden alındı -Onbinlerce öğretmen, akademisyen, polis, savcı/hakim, kamu personeli mağdur edildi

Boşuna refahla yoğrulan bir ülke değiller. Beyin göçlerini boşuna almıyorlar.Çünkü onlar akıllı olanları hakederken bizim ülkemizi ise HAKEDİLDİĞİ ŞEKİLDE YÖNETİLİYOR.. Time dergisi 1 Nisan tarihli uluslararası sayısının kapağı için Yeni Zelanda saldırısı sonrası dayanışma ve kardeşlik mesajı içeren bir görsel seçti.

BOLD ÖZEL

Emniyet’i bombaladığı belirtilen uçak o gece yerden hiç kalkmamış TBMM’yi bombaladığı söylenen ise..

İddianamede Emniyet’i bombaladığı belirtilen 110 kuyruk numaralı uçak bilirkişi raporuna göre hiç uçmamış, TBMM’yi bombalayan uçak ise, patlama anında kalkış yapmamış.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

15 Temmuz’la ilgili en çok tekrarlanan cümle “Meclis’i bombaladılar, Emniyet’i bombaladılar” cümlesi. O gece, Türkiye’deki herkesi birleştiren an da “TBMM’nin bombalandığı”na ilişkin televizyonlara düşen son dakika bilgisiydi.

Ahmet Nesin, çeşitli kanıtlar ve görüntülerle TBMM’nin bombalanmadığı, patlamanın içeriden gerçekleştirildiğine ilişkin çok sayıda yazı kaleme aldı ve program yaptı.

KUMPASLARI ÇÖKTÜ

TBMM’nin bombalanması, Akıncı Üssü davasının en önemli yargılama konularından birisi. Yargılananların bunu kabul etmedikleri biliniyor. Bu konuda iddianame ve ek klasörlerden sızan belgeler arasında ise çelişkiler mevcut.

O gece TBMM bombalandı mı, bombalandıysa hangi uçaktan bombalandı sorusuna iddianame ve dava dosyasına giren belgeler üzerinden ilerleyerek bakmak gerekiyor.

Bu konuya girmeden, ilk bölümde yayınladığım habere bakmanızda fayda var. Akıncı Üssü’nde 15 Temmuz gecesi üsse ait 71 tane uçak bulunuyor. Diyarbakır’dan gelen 6 adet uçak da o tarihte üste. Böylece sayı 77 adet.

Savcılığın talimatıyla 15 Temmuz’da hangi uçaklarla bomba atıldığına ilişkin kriminal inceleme yapmak için TUSAŞ/TAİ görevlendiriliyor. Dava dosyasına göre TUSAŞ 66 adet uçak üzerinde kriminal inceleme yapıyor. 11 adet uçak ise incelenmiyor.

NEDEN PEKİ?

Üsteğmen Caner Fidancı ve Üsçavuş Yunus Özen’in savcılığa tanık sıfatıyla verdikleri ifadelerde; o gece Akıncı Üssü’nde “emekli savaş pilotlarını” gördüklerini belirtiyorlar.

Akıncı Üssü’nde MİT’e sabaha kadar bilgi veren Yarbay Nihat Altıntop ise üsten, o gece ışıkları kapalı, kuleyle telsiz irtibatı kurmadan kalkan uçaklar olduğunu belirtiyor. Ancak, şu an Ankara’daki farklı noktaları bombalamakla suçlanan pilotların tamamının kuleyle kurdukları temasa ilişkin dikta kayıtları Akıncı Dava dosyasında mevcut.

Bu durumda ortada şu tablo var: Akıncı Üssü’nde emekli savaş pilotları görüldü, üsten telsiz irtibatı kurmadan kalkıp inen karartılmış uçaklar vardı, savcılık üsteki 11 adet uçağın kriminal incelemesini yaptırtmadı.

ORGANİZE KARARTMA

Bu durumda ‘başta TBMM olmak üzere Ankara’daki bombardımanı, üste bulunan emekli pilotların kaldırdığı, kriminal incelemeden kaçırılan ve karartılmış biçimde kalkıp inen 11 uçak mı yaptı?’ sorusu gündeme geliyor.

Bu soru Akıncı Davası’ndaki belgelerle daha da karmaşık hale geliyor.

İKİ HEYET OLUŞTURULDU

Dava dosyasına göre 16 Temmuz 2016’da Akıncı Üssü’ne el koyan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Akıncı Üssü’nden o gece hangi uçakların kalktığı, hangi uçaklardan mühimmat atıldığına ilişkin tespit yapmak üzere iki ayrı teknik heyet oluşturdu. Hava Kuvvetleri’nden bir heyet; TUSAŞ/TAİ’den ise asıl geniş heyet.

İki heyetin tespit etmesi gerekenler ise “Uçağın kara kutusunu inceleyerek, kalkış zamanı, uçuş süresi, bomba butonuna hangi koordinatta, hangi irtifada ve süratte basıldığına ilişkin bilgiler ile kalan yakıt, DVR denilen kamera kaydı, bombanın uçaktan ayrılması için gereken ivmeyi oluşutaran patlayıcının bıraktığı barut izi, bombanın ayrılmasından sonra kalan boş katris kutusu, bombanın emniyet sigortasının durumu, bombanın uçaktan ayrılması sonrası kalan tel halka” bilgileriydi. Bunların tamamının toplanmasıyla yüzde 100 veri elde edilmiş olacaktı.

110 NUMARALI UÇAK

Akıncı İddianamesinin 532 numaralı klasöründe bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı bilirkişi raporunda; 110 kuyruk numaralı uçak ile Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi’ne saat 23:18’de bir adet GBU-10 bombasının atıldığı belirtiliyor.

Ancak 165613 numaralı dosyada TUSAŞ’ın hazırladığı raporda 15 Temmuz gecesi kalkan uçaklar listesinde 110 kuyruk numaralı uçak bulunmuyor. TUSAŞ uzmanlarının uçak üzerinde yaptığı incelemeden rapora yansıyan bilgide; 110 kuyruk numaralı uçağın son olarak 14 Temmuz’da kalkış yaptığı belirtiliyor.

Aynı raporda, 110 numaralı uçağın, yakıt tankının tam dolu olduğu, DVR ve DTC’nin olmadığı (uçak kalktığı an otomatik yapılan kamera kaydı) bombanın yüklendiği bölümün kontrolü sonucunda atış izi ve boş kovanının bulunmadığı, bomba yükleme istasyonunun sigortasının atık olduğu, tel halka olmadığı ve sonuçta bu uçaktan atış yapılmadığı belirtiliyor.

Kara kutu kaydı uçağın uçmadığını söylerken, kartiç sökülüp kontrol edildiğinde de bombaya ait bulunması gereken hiçbir ize rastlanmıyor. Rapor, “3 numaralı silah istasyonundaki bölümde kartiç sökülüp kontrol edildiğinde barut izinin olmadığı, emniyet sigortasının basılı olduğu, dolayısıyla mühimmat yüklenmediği ve atılmadığı görülmüştür” diyerek bunu teyid ediyor.

Ancak Hava Kuvvetleri Bilirkişi Raporu’nda 110 numaralı uçak uçmuş ve bir adet bomba atmış olarak belirtiliyor. Önemli nokta ise bu raporun kara kutu ve diğer somut verileri içermiyor oluşu. Yine de savcılığın iddianameye koyduğu rapor bu.

Raporda imzası bulunan kişi ise Binbaşı Uğraş Topçu. Bu isim oldukça önemli çünkü 15 Temmuz’da yıllık izinde olmasına rağmen, sonradan Dalaman’da olduğu ortaya çıkıyor. Dalaman’la Erdoğan arasındaki o geceki bağ düşünüldüğünde oldukça ilginç bir durum.

SAVCI UÇAK NUMARASINI MÜTAALASINDA SİLDİ

Akıncı Üssü Harekat Komutanı Albay Ahmet Özçetin’in, savunmasında TUSAŞ/TAİ raporundaki somut bilgilerle Emniyet’i bombaladığı iddia edilen 110 kuyruk numaralı uçağın hiç uçmadığını ispat etmesi üzerine ilginç bir gelişme yaşanıyor.

Savcılık, iddianamede yeralan “Emniyet’i bombalayan 110 kuyruk numaralı F-16” bilgisini mütaalasında çıkarıyor. Mütaalada bombardıman yapan uçakların numaraları yazılmıyor.

Bombardıman yapmakla suçlanan Albay Ahmet Özçetin’in “o gece havada başka uçaklar vardı, Emniyet’i onlar vurdu, tüm F-16’lar araştırılsın” talebi ise yerine getirilmiyor.

TBMM’Yİ VURDUĞU İDDİA EDİLEN 105 NUMARALI UÇAK

Emniyet’i vuran uçak bu gelişmeden sonra yargılamada kuyruk numarasız biçimde “bir uçak” şeklinde geçiyor ve 110 numaralı uçaktan artık sözedilmiyor.

TBMM’yi bombaladığı belirtilen uçak/uçaklarla ilgili durum ise daha farklı. İddianameye göre, 15 Temmuz gecesi 105 kuyruk numaralı uçakla 02:35’te ve 663 kuyruk numaralı uçakla 03:24 ve 03:25’te TBMM bombalanıyor.

Karakutu verilerine göre 105 numaralı uçak 02:33’te Akıncı Üssü’nden kalkış yapıyor. İddianameye göre ise Meclis’te patlama 02:35’te oluyor. Yani tam iki dakika sonra.

TUSAŞ’ın kara kutu verilerine göre ise 105 numaralı uçağın bomba butonuna 02:50’de 18.000 feette basılıyor. Görüldüğü gibi 15 dakikalık bir sapma sözkonusu.

Yargılanan pilotların F-16 uçuş kabiliyetleri raporlarından aktardıklarına göre; Bir F-16’nın Akıncı Üssü’nden kalktıktan sonra 43 kilometre uzaktaki TBMM’ye ulaşması, bomba atış hazırlığını tamamlaması, bombanın 18.000 feetten yere düşüş zamanı için toplamda en az 4-5 dakika gerekiyor. Dolayısıyla 02:33’te kalkan bir uçağın, iki dakika sonra 02:35’te TBMM’deki patlamayı gerçekleştirmesinin imkansız olduğu belirtiliyor.

Bir diğer nokta da, iddianamede uçağın kalkış zamanı için karakutu verisi dikkate alınırken, bomba butonuna basılma zamanı olarak (02:50) karakutunun dikkate alınmaması. Konuyla ilgili savunma yapan Akıncı Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim’in savunmasına göre; “105 numaralı uçak bu verilere göre TBMM’yi bombalamış olamaz.”

Uçaktaki ve karakutudaki zaman verileri doğrudan GPS uydularından alındığı için değiştirilmesi mümkün değil. Bu durumda 105 numaralı uçak daha yerden kalkıp irtifa kazanma aşamasındayken Meclis’te meydana gelen patlamanın nasıl gerçekleştiği sorusu gündeme geliyor.

Sanıkların iddiasına göre ise F-16’dan TBMM’de görülen “basketbol smaç hareketi gibi” bomba atılması mümkün değil ve TBMM o gece F-16’lar tarafından bombalanmadı.

BAŞKA UÇAK BOMBALAMIŞ OLABİLİR Mİ?

Meclis’i bombaladığı iddia edilen 105 numaralı uçakla ilgili durum böyle. Raporlara göre o saatte 696, 074 ve 689 numaralı uçaklar havada görülüyor. Ancak yapılan bilirkişi incelemelerinde bu üç uçaktan atış yapılmadığı tespit ediliyor.

Bu bilgiler ışığında Tuğgeneral Hakan Evrim savunmasında şöyle diyor: “02:35’teki bombalamayı Akıncı uçakları yapmamıştır. Bu bilirkişi raporlarına göre o kadar açık ki, o zaman Meclis 105 numaralı uçak tarafından bombalanmamış ise kim bombaladı Meclis’i? Meclise adeta basketboldaki smaç hareketi gibi bir bombalama yapan uçak hangi üssün veya ülkenin uçağıdır? Meclis’e bombalama yapan başka bir uçak ise 105 numaralı uçağın 02:50’de attığı iddia edilen bomba nereye atılmıştır? Yoksa 105 numaralı uçağa mühimmat hiç yüklenmemiş midir?”

663 NUMARALI UÇAK

İddianameye göre üç kez bombalanan Meclis’e ikinci ve üçüncü bombayı atan uçak olarak ise 663 kuyruk numaralı uçak olarak belirtiliyor. Bu uçağın dört adet TÜRKSAT’a ve iki adet Meclis’e bomba atışı yaptığı iddia ediliyor.

Bilirkişi raporuna göre, uçaktaki DVR ve DTC yani kamera görüntülerine ulaşılamadığı belirtiliyor. TUSAŞ’ın Kara kutu kaydını içeren raporuna göre uçak 03:19’da Akıncı’dan havalanıyor.

İddianamede TÜRKSAT’ın vuruluş zamanı olarak: 03:14, 03:15, 03:17 ve 03:19 olmak üzere peş peşe dört atış zamanı belirtiliyor. Bu patlama saatlerinde karakutu verisine göre 663 kuyruk numaralı F-16 daha yerde, henüz kalkış yapmamış durumda.

TBMM’ye atıldığı iddia edilen bomba için ise 153516 numaralı rapora göre verilen saat 03:22:49.
Yani 663 kuyruk numaralı uçağın kalkışından 3 dakika sonrası. Uçağın 3 dakika içinde önce TÜRKSAT’ı ardından Meclis’i toplamda 6 kez bombalamış olması gerekiyor. Ancak tüm bu zamanlar ile karakutu birbiriyle uyuşmuyor.

Tuğgeneral Hakan Evrim’e göre tüm bu verilen TÜRKSAT ve TBMM’nin Akıncı Üssü’nden kalkan uçaklar tarafından bombalanmadığını gösteriyor.

Ancak burada Akıncı Üssü’ndeki uçaklardan 11 tanesinin kriminal incelemesinin yapılmadığını, o gece karartılmış olarak kuleden izinsiz olarak kalkan uçakların bu 11 uçak olabileceğini ve bu uçakların üste görüldüğüne ilişkin şahitler bulunan emekli savaş pilotları tarafından uçurulmuş olabileceğini hatırlatmakta fayda var.

BAKIM GÖREVLİLERİNİN İFADELERİ

Akıncı Üssü’nde kalkışların yapıldığı belirtilen 143 Hat Bakım Komutanı ve Personeli’nin ifadeleri burada oldukça dikkat çekici. 143 Filo hattında çalışan bakım subayı Üsteğmen Ahmet Fatih Akbulut ifadesinde gördüklerini şöyle anlatıyor: “Sabaha kadar olan uçuşlarda hiçbir uçağımızdan hiçbir mühimmat atılmamıştır. Uçaklar gittikleri mühimmatla aynı şekilde geri dönmüşlerdir”

Aynı şekilde uçuş hattında görevli Başçavuşlar Serhat Maçar, Süleyman Soner Aksoy ve Mehmet Acı da ifadelerinde uçakların kalkış yaptıkları mühimmatla geri geldiklerini ifadelerinde belirtiyorlar.

Tuğgeneral Hakan Evrim’in savunmasında dile getirdikleri bu noktada oldukça önem taşıyor.

5 Temmuz’da Akıncı Üssü’nde “emekli pilotlar” görüldüğü mahkeme kayıtlarına girdi

Akıncı Üssü’nde o gece görülen emekli pilotlar, kayıt dışı kalkan uçaklar ve bombardıman yapıp yapmadığı incelenmeyen 11 uçak. İlk kez okuyacağınız bilgiler.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

15 Temmuz’un komuta merkezi olarak kabul edilen Akıncı Üssü’nde o gece neler olduğu henüz aydınlanabilmiş değil. ‘Rehin alındım’ diyen Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın eşini defalarca arayabilmesi, çerez istemesi; rehin alındığı söylenen Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Abidin Ünal’ın elleri cebinde koridorlarda dolaşırken çekilmiş görüntüleri kafa karıştırıcı unsurlar oldu.

Komuta kademesinin o gece oraya hangi şartlarda geldiği ve o gece 15 Temmuz’un neresinde durduklarına dair iki taraftan farklı iddialar var. Komuta kademesi ile şu an darbeden yargılananların yüzleştirilmemesi soru işaretlerinin çözülmesindeki en büyük engel.

Akıncı Üssü Dosyası’nın tamamına, özellikle ek klasörlere sanıkların da avukatların da konuyla ilgilenen gazetecilerin de ulaşması engelleniyor. Ulaşılabilen dosyalar ise yepyeni çarpıcı bilgiler ortaya çıkartıyor.

Akıncı Üssü’nden kalkan uçakların yaptığı belirtilen bombardımanları ele alacağımız iki bölümlük haberin ilk bölümünde, şahitlerle mahkeme tutanaklarına geçen “O gece Akıncı Üssü’nde görülen emekli pilotlar” konusunu ele alacağım. İlk bölüm Akıncı Üssü’nde görülen sivillere de ışık tutuyor.

O GECEYİ SIR YAPAN “ARAMAMA” KARARI

Akıncı Üssü’nde olduğu iddia edilen en gizemli isim Adil Öksüz. Ancak bugüne dek Adil Öksüz’ün üste olduğuna ilişkin bir kamera kaydı ya da delil mahkemelere sunulamadı.

Adil Öksüz’ün ve bu haberde okuyacağınız çok farklı gizemli kişilerin Akıncı Üssü’nde olduğuna ilişkin iddiaları kanıtlayabilecek en önemli delil; kamera kayıtları yanında, parmak izi ve DNA izleriydi.

16 Temmuz’da polislerin üssü almasından bir süre sonra bu kamera kayıtlarına el konuldu ve parmak izi, DNA izi tespiti başladı. Ancak pas geçilen kritik bir tek yer vardı.

Akıncı İddianamesi’ne göre üsteki 143. Filo Komutanlığı darbenin yönetim merkeziydi. Bu binada bulunan ve “öğretmen gazinosu” olarak bilinen odada ise tüm darbe yönetildi.

170607 numaralı evrak, 143 Filo’da yapılan tüm arama ve el koyma işlemlerinin yer aldığı tek evrak. Savcı eşliğinde polisin yaptığı arama ve el koymalar, Yarbay Nihal Altuntop nezaretinde gerçekleştirilmiş ve imza altına alınmış. (Nihal Altuntop’un 15 Temmuz gecesi sabaha kadar Akıncı Üssü’nden MİT’e telefonla bilgi veren kişi olduğunu hatırlatalım.)

Ancak üste, parmak izi ve DNA izi araması yapılmayan tek yer, darbenin yönetildiği belirtilen “öğretmen gazinosu”. Yani 15 Temmuz’un yönetildiği iddia edilen odada o gece kimlerin bulunduğuna ilişkin gerçek delilleri verecek asıl noktada, en kritik işlemin yapılmadığı görülüyor.

Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan Akıncı Üssü Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim, savunmasında bu duruma ısrarla dikkat çekip, üste ertesi gün arama yapan ekibe vurgu yapıyor:

“Bu ekip bir tek öğretmen gazinosunu araştırmamıştır. O odadan ne bir parmak izi ne DNA örneği alınmamıştır. Yani o odaya bakmadıktan sonra aslında 143 Filoya girip araştırma yapmanın anlamı yok ki. Sanırım amaç delil bulmak değil, başka şeymiş. Oradaki birilerinin ortaya çıkması istenmemiş olsa gerek.”

TSK’DAN EMEKLİ PİLOTLAR AKINCI ÜSSÜ’NDEYDİ

Tuğgeneral Hakan Evrim’in, ortaya çıkmasının istenmediği kişilerle ilgili çeşitli iddiaları var. Ancak Akıncı Davası dosyasında, bu kişilerle ilgili farklı tanık ve sanık beyanlarında izler bulmak mümkün.
142 Hat Bakım Subayı Üsteğmen Caner Fidancı’nın ifadesine göre o gece üste “TSK’dan emekli olmuş pilotlar” vardı.

Üsteğmen Fidancı verdiği ifadesinde şöyle diyor: “Sabaha karşı 142 Aviyonik Atölyesinde görevli Üsçavuş Yunus Özen bakım karargahına geldi. Sabahleyin Üs nizamiyesinden girdikten sonra Bakım Karargahı’na gelmek için araç beklerken kendisini içinde 142 Filo amblemi olan 09(Aydın ili) plakalı bordo bir Ford Fiesta marka aracın aldığını, aracı bir pilotun kullandığını ve yapılan konuşmalardan araç içindeki diğer kişilerin daha önce emekli olmuş pilotlar olduğunu öğrendiğini söyledi.”

15 Temmuz gecesi üste emekli pilotların bulunmuş olması oldukça çarpıcı bir bilgi. Bu kişilerin kimler olduğu, bu ifadenin doğru olup olmadığı, o kişilerin Ergenekon davaları nedeniyle TSK’dan erken emekli olmuş savaş pilotları olup olmadıkları soruları karanlıkta kaldı. Çünkü mahkeme dava dosyasına geçen bu ifadede ismi geçen kişileri sorgulamadığı gibi, Üs kayıtlarını bu yönde de inceletmedi ve davayı bu yönde genişletmedi.

Oysa bu oldukça önemli bir bilgi. Çünkü o gece üsten kalkan uçak sayısı ve uçak grubuyla ilgili başka ifadeler büyük bir çelişkiyi ortaya çıkartıyordu.

AKINCI’DAN KALKAN HAYALET UÇAKLAR

Akıncı Davası’nda “müşteki” sıfatıyla bulunan Yarbay Nihat Altıntop (Sabaha dek MİT’e bilgi veren yarbay) ifadesinde Akıncı Üssü’nden 15 Temmuz gecesi kalkan “ışıkları sönük ve telsiz irtibatı kurmayan uçaklar”dan sözediyor:

“Uçaklara telsizden inin diye çağrı yaptık. Zaten radarlar da aynı çağrıyı yapıyordu. Hatta hiç izinsiz, telsiz teması kurmadan uçakların bazıları hareket ediyordu. Hatta pistten bir şey geçiyor diye düşündük biz. Çünkü ışıklar teker teker kayboluyordu sırayla. Tamamen karanlık bir ortam… İlk kalkan uçak bizimle hiç temas kurmadan kalktı ve indi. Biz kendimizin tuttuğu kayıtlarda da 23.50’de kalkan o uçağı telsiz teması kurmadan inen kalkan uçak şeklinde belirttik ve savcılık heyeti de o tutanakları dosyaya koydu.”

Akıncı Davası’nda “tanık” sıfatıyla ifade veren kulede görevli astsubay Emre Özcan ise şunları söylüyor ifadesinde:

“O ara bütün uçaklar sırayla kalkıyorlardı F-16’lar. Hatta bazıları bütün ışıklarını kapatıp inişe geldiler. Biz sadece pistteki ışıkların hüzmesinden uçağın indiğini takip edebildik. Bizimle ne telsiz teması kurmuşlardı ne de herhangi bir ışıkları yanıyordu.”

Biri “müşteki” yani şikayetçi diğeri “tanık” olarak dinlenen bu iki muvazzaf Hava Kuvvetleri personelinin verdiği ifadeler birbirini teyid ediyor ve o gece Akıncı Üssü’nden “ışıkları kapalı, kuleyle telsiz teması kurmayan uçakların” kalkıp indiğini belirtiyor.

Bu nokta çok önemli. Çünkü, şu an Akıncı Davası dosyasında; Akıncı Üssü’nden kalkış yaparak darbeye katılmakla ve bombardıman yapmakla yargılanan pilotların tamamının Kule’yle telsiz dikta kayıtları mevcut.

İNCELENMEYEN 11 UÇAK

Bu durumda akla şu soru geliyor: Kuleyle telsiz dikta kaydı olmayan ama ışıkları kapalı kalkış yapan bu uçakları kullanan pilotlar kimdi? Ve bu gizemli uçaklar neden yargılama konusu değil?

Burada dönüp Akıncı Üssü’ndeki uçak sayısına bakmak gerekiyor.

Kayıtlara göre Akıncı Üssü’nde 71 uçak var. Ayrıca Diyarbakır’dan gelen 6 uçak daha o gece üste mevcut. Yani 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde toplam 77 uçak bulunuyor.

Savcılık emriyle, 15 Temmuz’da hangi uçakların bombardıman yaptığının belirlenmesi için TUSAŞ görevlendiriliyor. TUSAŞ, Akıncı Üssü’nde 66 uçağı inceliyor ve rapor tutuyor. 11 uçağı ise incelemiyor. Bu noktada akla bomba atıp atmadığı incelenmeyen 11 uçağın o gece “telsiz irtibatı kurmadan kalkan, ışıkları kapalı uçaklar” olup olmadıkları ve o uçakları, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde görülen emekli pilotların kullanıp kullanmadıkları sorusu geliyor.

Tuğgeneral Hakan Evrim’in de aklına bu soru geliyor savunmasında şöyle diyor:

“Şimdi o gece Akıncı’da emekli pilotlar var, ışıklarını kapatıp kule ile temas kurmadan uçan uçaklar var. Sanık olan pilotların uçtukları uçakların mühimmat atmadığı bakım personeli tarafından belirtilmiştir. Tüm bunları bizler ek klasörleri aldıktan sonra öğreniyoruz. Şimdi bize ek klasörlerin verilmeme nedenini daha iyi anlıyorum. O izinsiz ve ışıkları kapalı uçuş yapan uçakları uçuranlar emekli pilotlar olabilir mi? Araştırmaya değmez miydi? Bu bilgileri duyup,bilip araştırmayan savcılara ne demek lazım bilemiyorum.”

KİLİT NOKTA NİZAMİYELERDEKİ GÖREVLİLER

Savcılığın bu konunun üzerine gitmesi için yapması gereken ilk adım, Akıncılar Üssü Nizamiye görevlilerinin ifadelerini almak olmalıydı.

Ancak bu yapılmadı. Üstelik Tuğgeneral Hakan Evrim’in yargılama sırasında bu talebi dile getirmesine rağmen:

“O gece Akıncı nizamiyesinde nöbetçi olup şu anda sanık veya tanık olan kimse yoktur. Bunların çağrılıp o kadar kişinin nasıl içeri alındığının, benim tarafımdan veya benim adıma bu kişilerin içeri alınmasına dair bir talep olup olmadığının sorulmasını…”

15 Temmuz’un yönetildiği iddia edilen 143 Filo Öğretmen Gazinosu’nda parmak izi ve DNA tespitinin yapılmaması gibi, nizamiye görevlilerinin sanık ya da tanık yapılmaması da oldukça çarpıcı bir durum.

O gece Akıncı Üssü’nde olmamaları gerekirken orada olan “siviller” ve “emekli pilotların”, Akıncı Üssü’ne girişleriyle ilgili iddiaların netleşmesi için nizamiye nöbetçilerinin ifadelerinin alınması gerekiyor. Aynı şekilde Akıncı Üssü’nde olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün o gece orada olup olmadığının netleşmesi açısından da bu durum önemli.

Ancak Öğretmen Gazinosu’nda parmak izi ve DNA tespiti yapmayan polis, asker ve savcılar yargılama konusu yapılmadığı gibi, nizamiye görevlileri de yargılama konusu yapılmış değiller.

YARIN: ANKARA’DAKİ BOMBARDIMANLARI KİM YAPTI?OKUMAYA DEVAM ET

BOLD ÖZEL

Seçim öncesi HDP’ye yönelik baskılar ağırlaşıyor

Yerel seçimlere kısa bir süre kala Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ye yönelik baskı ve operasyonlar giderek ağırlaşıyor. Sabah saatlerinde Adana HDP il örgütüne yapılan polis baskınında 12 kişi, İzmir’de 10 kişi, Van’da ise çok sayıda HDP’li gözaltına alındı.

BOLD-Öte yandan HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü’ye 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. HDP Diyarbakır eski Milletvekili Sibel Yiğitalp hakkında ise, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “suç ve suçluyu övmek” suçlarından 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

ADANA İL ÖRGÜTÜNE POLİS BASKINI

HDP yerel seçimlere operasyonlar, baskılar, ötekileştirmeler arasında giriyor. HDP Adana İl Örgütü’ne sabah erken saatlerde polis tarafından baskın düzenlendi. Zırhlı araçlarla ablukaya alınan binaya giren polis, içeride “Yasadışı afiş, pankart, poster” olduğunu iddia etti.

HDP İL BAŞKANI DA GÖZALTINA ALINDI

Eş zamanlı olarak yapılan ev baskınlarında da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana İl Eş Başkanı Gülseren Tural’ın aralarında bulunduğu 12 partili gözaltına alındı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Operasyonda HDP Adana İl Eş Başkanı Gülseren Tural, HDP Seyhan Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Beyaz ve HDP Adana İl Yöneticisi Zeki Eren ile isimleri öğrenilemeyen 9 HDP’linin gözaltına alındığı öğrenildi.

İZMİR’DE EV BASKINLARI: 10 GÖZALTI

Bu arada İzmir ve ilçelerinde yapılan ev baskınlarında ise 10 kişi gözaltına alındı. “Örgütle irtibatlı” oldukları gerekçesiyle gözaltına alınanlar İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alınanlar arasında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Bornova ilçe eş başkanı Abdullatif Kaplan da bulunuyor.

VAN’DA ÇOK SAYIDA GÖZALTI

Van merkez ile Erciş ve Çaldıran ilçelerinde de ev baskınları düzenlendi. Kent merkezinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Sekreteri Fevzi Çelenk ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası (SES) Basın Yayın ve Örgütlenme Sekreteri Gürsel Yamaç’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Erciş’te ise HDP’nin Erciş Belediye Meclis Üyesi Gülay Yılmaz’ın gözaltına alındığı öğrenildi. Çaldıran’da da aralarında HDP yöneticisinin de bulunduğu iki kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi belirtilmeyen onlarca kişi il ve ilçe emniyet müdürlüklerine götürüldü.

HDP’Lİ VEKİLE 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI

HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan yargılandığı davada, 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

7 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR

Sibel Yiğitalp’in 7 yıla kadar hapsi istendiHDP’nin Diyarbakır eski milletvekili Sibel Yiğitalp’e dava: 1 yıldan 7 yıla kadar hapis isteniyor. Bir etkinlikte yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan’a selam gönderen eski HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp hakkında, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “suç ve suçluyu övmek” suçlarından 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

İDDİANAME KABUL EDİLDİ

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, daha önce açılan davayla birleştirilmesi talebiyle Yiğitalp hakkında 2 ayrı suçtan hazırlanan iddianame, 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede, HDP tarafından 24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri için merkez Yenişehir ilçesindeki İstasyon Meydanı’nda düzenlenen açık hava toplantısında konuşan Yiğitalp’in yaptığı konuşmada, “Öcalan’a selam gönderdiğinin tespit edildiği” yazıldı. İddianamede Yiğitalp’in 1 yıldan 7 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

OKUMAYA DEVAM ET

BOLD ÖZEL

Tutuklu Deniz Hakan Şen’in adım adım öldürülüşünün belgeleri ve vahim hikayesi

BOLD’un ulaştığı belgeler, Şen’in cezaevi-hastane-doktor üçgeninde, ölüme  nasıl sürüklendiğini kanıtlıyor. Eşine söylenense: “Tecavüzcü olsaydı daha kolay olurdu”

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD Özel

42 yaşındaki tıbbı mümessil Deniz Hakan Şen’in vefatı üzerinden bir yıl geçti. Ne eşi Hüsna Şen, ne iki çocuğu yaşatılan acıları ve travmayı atlatabilmiş değil. Ona ve ailesine yaşatılanlar, hasta tutuklulara yapılanların ulaştığı akılalmaz boyutu gösteriyor. Şen’in hikayesi, açık yasa hükümlerine rağmen cezaevlerinde bulunan yüzlerce hasta tutuklunun durumuna ışık tutuyor.

Geçen yıl mart ayında hayatını kaybeden Deniz Hakan Şen’in cezaevi yönetimine yazdığı yaklaşık 40 dilekçeden 4’ü ile hastanedeki fotoğraflarına ulaştık.

“TECAVÜZCÜ OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU” DEDİLER

Telefonla görüştüğümüz Deniz Hakan Şen’in eşi Hüsna Şen, mide kanseri teşhisi konulan ve bir sürgün gibi hastane hastane dolaştırılan eşi için “Kendi başına dönemeyen eşimi yatağa kelepçelediler. İdrar torbasını bile ona boşalttırdılar. Türlü bahanelerle o hastaneden bu hastaneye sürüklediler. Tedavisini geciktirdiler. Refakatçi izni almak için adliyeye gittiğimde ‘eşin tecavüzcü ya da katil olsaydı daha kolay olurdu’ dediler. Ömrüm vefa ettiği müddetçe bu işin peşini bırakmayacağım. Bu benim, eşime son vefa borcum.” diyor.

42 yaşındaki tıbbi mümessil Deniz Hakan Şen 1 Ekim 2017’de tutuklandı ve Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Daha önce birlikte çalıştığı Muğla Dalyan’da bir otelin sahibi olan Taner Özkaradeniz tarafından Hizmet Hareketi’yle ilişkili olduğu gerekçesiyle ihbar edilmişti. Bylock kullanmadığı halde, Bylock kullanıcısı olduğu, iptal ettirdiği Digiturk aboneliği iddianamesine yazıldı.

Deniz Hakan Şen’in cezaevine girdiği ilk zamanlar herhangi bir hastalığı yoktu. Bir koğuştan diğerine yeri değiştirilerek psikolojik ve bedensel yıpranmalara maruz bırakıldı. Ocak 2018’den itibaren cezaevi yönetimine, hasta olduğuna dair dilekçeler yazmaya başladı. Avukatının verdiği bilgiye göre yaklaşık 40 dilekçe kaleme aldı. Vefat ettiğinde ailesine teslim eşyalarının arasından çıkan deftere yazdığı dilekçelerin 4’ünü tarih sırasıyla aşağıda sunuyoruz. (Hüsna Şen’in ifadesine göre eşi dilekçeleri önce defterine yazıyordu.)

Deniz Hakan Şen’in tedavi edilmek için adeta yalvardığı, acıdan kıvrandığı dilekçelerine cevap verilmedi. Hastalığı ilerledi ve 8 Şubat 2018 perşembe günü, koğuşunda namaz kılarken düşüp bayıldı. Bir saat kendine gelemeyince ‘elimizde kalmasın’ diye Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. O gün görüş günüydü. Hüsna Şen, görüşe çıkmayan eşinin hastaneye kaldırıldığını öğrendi. Deniz Hakan Şen aynı gün Silivri Devlet Hastanesi’nden ‘bir şeyi yok’ diye taburcu edildi. Cezaevi arabasında tekrar bayılınca geri götürüldü. Eşinin hastaneye yatırıldığını ertesi günü öğrenen Hüsna Şen, hastaneye koştu fakat hasta eşini ne görebildi, ne de konuşabildi.

KANSER TEŞHİSİ KONDU, SERUM DAHİ TAKILMADI

Deniz Hakan Şen’e, Silivri Devlet Hastanesi’nde üç gün kaldıktan sonra endoskopi yapıldı. Kanser bulgularına rastlanınca, 12 Şubat 2018 Pazartesi Halkalı Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. İleri derece mide kanseri teşhisi bu hastanede konuldu. Şen iki gün Halkalı’daki hastanede yattı. Fakat zamanında müdahale edilmediği için sarılığı ilerlemişti. Vücutta biriken sıvının boşaltılması ve sarılığın düşürülmesi için PTK adı verilen işlemin yapılması gerekiyordu. Hastane yetkilileri, ‘doktor radyasyona maruz kalacak’ diye bu işlemi yapamayacaklarını söyledi. Hüsna Şen tutuklu odasında bekletilen eşi için “Bana izin verilmediği için yanına giremedim ama avukatımız iki kez gördü ve bir serum bile bağlanmadığını söyledi.” diyor.

Bir hafta içinde üç hastane değiştiren Deniz Hakan Şen, 13 Şubat 2018’de Halkalı’dan Okmeydanı Devlet Hastanesi’ne gönderildi. Burada yaşadıkları ise daha vahim. Yoğun bakımda yatması gerekirken 6 gün hiçbir tedavisi yapılmadan yine tutuklu odasında bekletildi. Acil yapılması gereken PTK işlemi geciktirildi. Yatakta kendi başına dönebilecek gücü kuvveti yokken yatağa kelepçelendi. Başında bekleyen polisler idrar torbasını bile kendisine boşalttırdılar.

“BOŞUNA UĞRAŞMAYIN ZATEN ÖLECEK”

Hüsna Şen ve avukatı, mahkemeden binbir güçlükle alabildikleri tahliye kararını 19 Şubat’ta Okmeydanı yönetimine sundular. Deniz Hakan Şen, hemen o gün tutuklu odasından çıkarılıp, yoğun bakıma alındı ve PTK işlemleri yapıldı. Hüsna Şen, ‘Neden bekliyorsunuz, neden tedavisini yapmıyorsunuz’ diye sordukları doktordan şu cevabı aldıklarını ifade ediyor:

“Biz top sayıyoruz. Siz tahliyesini alana kadar o zaten ölecek. Boşuna uğraşmayın.” Hüsna Şen, “O doktorun adını özellikle veriyorum, Şeraceddin Eğin. Cerrah. Eşimi yoğun bakıma alınırken idrar torbasını kendisinin boşalttığını söyledi. Keşke videoya çekseydim o anı ama nereden bileyim böyle olacağını” diyor.

Böyle bir hastanede elbette kimse eşini bırakmak istemez. Hüsna Şen aynı gün onu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden çıkarıp Bahçelievler Medicana Hastanesi’ne getirdi. 2 ay içinde 85 kilodan 45 kiloya düşen Deniz Hakan Şen, 15 gün sonra, 6 Mart 2018’de hayatını kaybetti. Eğer yaşasaydı 10 Nisan 2018’de Çağlayan Adliyesi 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davasında kendini savunacak, kullanmadığı Bylock iddiasını -kullanmak suç olmasa da- çürütecekti.

DOKTORLAR VE HASTANE HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

17 yıllık eşini kaybeden Hüsna Şen, adı geçen üç hastane ve bir doktor hakkında dava açıldığını, soruşturma başlatıldığını söylüyor:

“Bir yıl çok sancılı geçti. Normal bir ölüm olmadığı için acımız çok katmerliydi. Çok çektirdiler eşime. O kadar işkence ettiler, en son bana ‘sakın onlara bir şey deme, onlar da emir kulu’ dedi. Böyle bir insandı. 6 Mart’ta ben sanki eşimi o gün yeniden toprağa koymuş gibiydim. İki çocuğumuz var. Biri 2002, diğer 2003’lü. Onlar da çok yıprandılar. Çocuklarımın bunları duymaması için elimden geleni yapıyorum ama elbette bir şekilde duyuyorlar. Şu an mesela başa döndüler.

Eşimin koğuşundan çıkanlarla bizzat görüştüm. Onu adeta ölüme terk ettiler. Hukuksal mücadelemizi başlattık. Eşimi şikayet eden Taner Özkaradeniz, Silivri’deki doktor ve üç hastane hakkında dava açıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuracağız. Ne kadar bir ömrüm var bilmiyorum ama kendimi bu işe adadım. Asla vazgeçmeyeceğim. Kendime çok kızıyorum. Keşke içerideyken durumunu daha çabuk fark edip elimden geleni yapsaydım. O da üzülmeyeyim diye her şeyi benden gizlemiş.

AMACIM İNTİKAM DEĞİL, DAHA FAZLA KİMSENİN CANI YANMASIN

Eşimin yanına beni hiç almadılar. Burnunun ucunu göstermediler. İzin almak için Bakırköy Adliyesi’ne defalarca gittim. ‘Fetö suçlaması ise gelmeyin’ dediler. Zülkarneyn diye bir savcı bakıyordu Bakırköy’e o zaman, adını hiç unutmuyorum. ‘Eşin tecavüzcü ya da katil olsaydı daha kolay olurdu’ dediler. Okmeydanı’ndaki doktor, ‘ben izin vermem, refakatçiye ihtiyacı yoktur derim’ dedi. Hastalığını öğrenir öğrenmez Çağlayan Adliyesi 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliyesi için başvurduk. Onlar da aynı gün teslim edilmek üzere hastaneden hayati tehlikesinin olduğuna dair rapor istediler. Fakat Seraceddin Eğin bizi oyaladı. Raporu vermedi. Patoloji sonucu olmadan bir şey yazmam dedi. Mahkemenin kararına aykırı davrandı.

O BENİM ÇOCUKLUK ARKADAŞIMDI

Eşim çocukluk arkadaşımdı. Kaderde evlenmek de varmış. O yüzden benim için çok daha zor ve acı. Amacım kimseden intikam almak değil, ama en azından bazı şeyler su yüzüne çıksın ki haksızlıklar tekerrür etmesin istiyorum. Hem de kızımla oğlumun yüreği biraz ferahlar. Tek amacım bu inanın. Elbette ona ve bize yapılan haksızlıkları tüm dünyanın da öğrenmesini istiyorum. Bunlar eşimi geri getirmeyecek biliyorum ama umarım birilerinin canı daha fazla yazmaz.”

Deniz Hakan Şen’in bu kareleri Bahçevlievler Medicana Hastanesi’ne getirildiğinde çekildi.

Deniz Hakan Şen, Silivri Cezaevi’ndeki doktora ilk 15 Ocak 2018’de görünüyor. Doktor tanı bölümüne Miyalji yani kas romatizması yazıp gönderiyor.

22 Ocak 2018’de tekrar görünüyor. Reçeteye yine Miyalji yazılıyor ve genel tıbbi muayene notu düşülüyor.

5 Şubat 2018’deki reçeteye ise gastrist, tanımlanmamış yazılıyor.

Hakan Deniz Şen’in tutuklanmadan önceki son fotoğrafları…

OKUMAYA DEVAM ET

Tamam evrim yalan, peki devlet bahçeli kurttan koyuna nasıl dönüştü?
Orta vadede bu acılar neler olabilir? En kotu senaryo ic savas. O durumda şahsi düşüncem imkani olan çıkar. Minimum 15 milyon mülteci demek. Bir kaç milyon olu insan. Diktatorlerin kan dökmeden gittiğini gordunuz mu?
Uyandiginizda geç olmasın demislerdi ama artık çok geç. Iktidarin ve ülkede ki teror örgütünün anadolu da fitneyi sokmadigi ev kalmadı. Kisa vadede ne olur bilmem, orta vadede cok büyük acılar yaşanacaktir. Uzun vadede ise umutluyum. Orta vadede dediğim olaylar olursa ne yapmak lazım? Ben de bilmiyorum ama Suriye’de ki insanlarda bir eksiğimiz yok. Suriyeli erkeklere savaşın diyenleri de sahada görmek isteriz. Bir ihtimal daha var ama nasıl olur bilmiyorum.. Bir bakmissiniz hersey bitmiş, ülkede Asker ve iyi eğitilmiş bir ekip tarafından Demir Balyoz ile yönetildiği bir sistem. Ama bu Etoculerin balyozu degil…

Evet kurban, doğru anlamışssın. Bu Gladyo operasyonu herkesi bir yere savurdu ama toplandığımızda demir yumruk olacağız zalimlerin başında ve bir daha asla domuzluk yapamayacaklar. Zira ya hacalet çekip saklanırlar, ya mezarda olurlar, ya zombi olarak ruhsuz yaşarlar, ya cehennem! AKP terör örgütünün destekçileri başkalarına “terörist” derken taş olmuyorlar ya ben ona şaşıyorum!! Bunlar kadar yüzsüzü şerefisizi gelmemiştir…

Faruk Arslan added,Yıldırım Kaya @YKaya1001

Daha dune kadar baris diyenler daha sonra da kürtler sehirlerini yerle bir olmasının emrini verenlerin pkk icin ne dediklerine bakalim. Simdi de kullandıkları nefret dilinden dolayı dogu da daha çok canimiz yanacaginin işareti olarak anlıyorum. Yildirim Kaya : Akp de pkk gibi bir teror örgütüdür. Orgut lideri de suan turkiye cumhuriyeti BASKANLIK koltuğunu işgal etmiştir. Insaatta calisirken de bana Maas veren insanların hakkina girmemek icin elimden geldigi kadar calisirdim. Restoranlarda bulaşıkta yıkadım, fayansda döşedim. Pizzada dagittim ama cok şükür kimsenin karsisinda iki büklüm olmadım.

Herkes olduğu yerden Yunanistan’daki cocuklara oyuncak gönderse ne güzel olur. Bunun icin ne yapılabilir? Fikri olan var mi? Destek olabilecek, yol gösterecek olan var mi?

Yalnız konuşan öğrencilerden kimse de icerdeki askeri öğrenciler i icin tek kelime etmemiş. Allah askına sunlara üniforma falan verin de gidip reyiz icin şehit(!) olsunlar. 15 Temmuz biz o gunu yasayanlar icin zaten yalandan ve büyük bir operasyondan ibaretti. Gelinen noktada çıkan belgeler isiginda herseyin cokuk oldugunu akli azıcık basan herkes anlamistir. Baska bu platformda komutanlarımız ne demisti?

Yıldırım Kaya added,Ahval @ahval_trAskeri okul öğrencileri Ahval’e konuştu: ‘Yaşayan ölülere dönüştürüldük’ | Dicle Eşiyok http://tinyurl.com/y55ktdh8

Profil fotografini değiştirdim. Harp Okulundan atılıp cok uzaklara gittiğim ilk zamanlar da inşaatlarda calisirken çekmiştim. Nerdeyse 2 yıl olacak. Temiz utulu gelen üniformada olsa, boyalı bu kiyafetlerde olsa elimden geldigi kadar yaptigimize isin hakkini vermeye calistim. Zerre kadar çektiklerimden şikayetim yok. Bizim dertlerimiz başkaları icin bazen nimet olabiliyor. Bunu da savas bölgelerinden kacan insanlar, onların hikayelerini dinledikçe daha iyi anladım. Ben harbiyeliydim, elbiselerim bile ütülenir gelirdi gibi kendini begenmislige girmedim. Calsitim,cogunuzun iğrenç diyeceği mutfaklarda da calistim, Sonuc olarak suan biraz daha iyi durumdayım. Hersey cok daha iyi olacak.
Uzun suredir takip edenler az cok hikayemi biliyor eski hesapta kaldı, ama bir gün tekrar yazacağım onu. Soru çaldılar dedikleri bizler dünyanın iyi üniversitelerinden kabul aldigimiz zaman tekrar o floodu yazacağım.

Hukuksuzluk Dizboyu denilmiş ama aslında boğazı aştı. Devlet oksijensiz kaldı, vatandaş boğuluyor, gemi batıyor; uyanın, utanın! Masum -askere -öğrenciye -ere -sivile -kadına -erkeğe -çocuğa karşı sergilenen hukuksuzluk, tecavüz, işkence, cinayetler var!

Ülkenin muhalefetini b*k götürüyor.

Yıldırım Kaya added,İYİ PartiVerified account @iyipartiSayın Hulusi Akar’ın partimiz nezdinde bir başvurusu bulunmamaktadır. https://twitter.com/ntv/status/1108788714023587841 …

AKP mafyadır. Cumhuriyet tarihinin tüm kötülüklerinin toplamından ve deneyiminden inşa edilmiş bir terör örgütüdür. Herkes öğrenecek, çok yakında.

ahmet şık added,

Sputnik TürkiyeVerified account @sputnik_TRSoylu: HDP diye bir siyasi parti yoktur. PKK vardır. Bu vekiller, milletvekili değildir. Bunlar PKK’nın, terörün vekilidir https://sptnkne.ws/kZgN 

Emniyet binasının önünden oğlumu ararken defalarca geçtim sadece camlar patlamış ve yanındaki derme çatma kantin gibi yerde hasar vardı. İçerinden basınç için düzenek hazırlanmış emniyet personelinin itirafı.

Gazeteciler ve Subaylar birlikte 15 temmuz uzerinde calismalidir. Teknik detaylar konusunda gazeteciler dikkatli olmali. ir subaydan yardim almadan kesinlikle bazi seyleri haber yapmamali. 15 Temmuz’da asker olmayan Ali Turksen dahil belli ki bir cok eski asker(etocu) 15 temmuzda birliklere gelmis. Akinci da emekli pilotların varligini sorgulayanların bakmasını tavsiye ettigim bir yer TAI-TUSAS tesisleridir. Bunlarda ikinci pistini kullanabiliyordu. Savunma Sanayi cok paranin donduğu yer. Burda etoculerin uzun yıllar yapılanması mevcut. Bunların mühendisi falan yok, sadece yonetici takimi. Bu iki kurumun kabiliyetlerini arastirin. 15 temmuz ile ilgili daha fazla detay çıkar.

“Darbe var diye hevesle atlayan” sözü 15 Temmuz’u organize edenlerin sıkıştıklarında meseleyi getirmek istedikleri yerdir. Askeri disiplin içinde hareket eden binlerce insan bu kadar yüzeysel bir tasnifle suçlanamaz. Hukuku işletme ve gerçekleri ortaya çıkarma tek hedef olmalı.

ᴰᴼᴸᴳᴼᴿᵁᴷᴼV added,Ihsan YilmazVerified account @ihsanylmzAhmet Dönmez, gerçek gazetecilik yapıyor. Yazdıklarını görmek nerdeyse kimsenin işine gelmiyor.Y

Elvan Aktas‏ @ProfElvanAktasMar 22More

Oturduğum şehirdeki Rahipler Organizasyonu, müslümanlara destek amaçlı bir deklarasyon imzalamışlar. Yarın Cuma namazına gelip, cemaate okuyacaklar. Presbyterian Kilisesi cemaati de bir dua zinciri oluşturup, ortak bir belde imzalamış. Yine yarınki Cuma namazında cemaate okumam. Az once, programa katilan rahiplerden biri aradi… Hutbenin konusu Efendimizin SAV sefkati ve gayr-i muslimlerle iliskileri, ikinci bolumde ise Meryem Suresi idi… Bunlari bilmedigi icin ne kadar utandigini anlatti uzun uzun… Dunya kadar isimiz var… Çok güzel bir program oldu… üç rahip bölgedeki birçok kiliseyi temsilen hazırladıkları deklerasyonu cemaate okudular, ve birlikte dua edildi…

Hz Muhammet (sav)’i Peygamber olarak kabul edip sözüne değer veren bu centilmen hanımefendi cehenneme, Peygamberin savaşta bile dokunmayın dediği binlerce masum kadını ve çocukları hapislerde çürüten zalimler cennete girecek, öyle mi?

Ahmet Daştan added,

Sputnik TürkiyeVerified account @sputnik_TRCami katliamı sonrası ilk cuma namazına başörtüsüyle katılan Yeni Zelanda Başbakanı Ardern: Peygamber Muhammed dedi ki ‘karşılıklı şefkat, merhamet ve sempatileriyle inananlar tek bir beden gibidir. Vücudu…

Yeni Zelanda dış işleri bakanı Winston Peters, Erdoğan’la yaptığı toplantı sonrası “katliam görüntülerinin izletilmesi konusunu sormadım; bir daha izletilmeyeceğini düşünüyorum” diyor. Bu toplantıdan saatler sonra Erdoğan o görüntüleri yine izlettiyor. Zelandalılar çok naif.
Katar Boyner’in tüm hisselerini satın alıyormuş. Neyi satışa çıkarsak tek alıcı Katar. İktidarı paraya boğan Londra sermayesi, sanırım Katar’ı Türkiye’ye kayyum olarak atadı. Bunun başka bir açıklaması olamaz.
AKP+MHP adayı Binali Yıldırım: “HDP’nin İstanbul’da adayı yok o yüzden oylarını bana vereceklerini düşünüyorum” demiş. Ama HDP’nin oylarını CHP isterse teröristle iş birliği yapmış olur! İki yüzlülüğün, iftiranın itirafı.

Cemaat 40 yıl TR’de sistematik şekilde çocuk baktı,eğitti,burs verdi,büyüttü,adam etti.Milyon çocuk Hzmt tedrisinden geçti.1 tane yan gözle bakan olmadı. Oğlumun abisi evde çocukla yalnız kalmazdı,hemen yanına birilerini alırdı. Bu inceliği elinin tersiyle itene ancak ahmak denir

The Lady of Victoria added,

2:19EMİR ALP @EmrAlp__

12 yaşındaki çocuğa imam tecavüz ediyor! Hakim beraat ettiriyor, aile adeta yıkılıyor! Ve aynı hakim, beraat etmesi suçsuz olduğu anlamına gelmediğini de söylüyor…

AKP’ye oy yok diyen Kürt ve Alevilerin kapıları işaretlendi..

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde bulunan Yamanlar Mahallesi’nde Kürt ve Alevilerin yaşadığı 6 evin duvarları ve kapıları işaretlendi. Yaşananlar üzerine mahalleliler, polisi aradı. Polisin sadece tutanak tutarak çarpı işaretlerinin üzerlerini boyaması tepki çekti.

Olayın yaşandığı mahalleye giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Murat Çepni, yurttaşları ziyaret etti. HDP eski ilçe yöneticisi olan Hüseyin Akgül mahallede Maraşlı ve Alevi yurttaşların yaşadığını belirterek “Bu hedef göstermektir. Biz bir toplumuz ve bunu görmek kabul etmek istemiyorlar” dedi.

AKP’YE VERECEK OYUMUZ YOK DEDİK

Akgül, “Bu ülkenin Alevileri bunu yıllarca yaşadı. Bizi korkutmaya çalışıyorlar. 10 gün önce AKP’li bir grubun mahallede broşür dağıtarak oy istemeye geldi. ‘Bizim AKP’ye verecek oyumuz yok’ dedik. Bu bizim en doğal talebimizdir. Orada buna tepki göstermiştik ve sonrasında da bu olay oldu. Oysa bizim kimseyle alıp veremediğimiz yok. Biz buradayız ve korkmuyoruz” ifadelerini kullandı.

GEREKENi YAPMAZLARSA PROVAKASYONUN PARÇASI OLURLAR

HDP Milletvekili Murat Çepni ise olayın faillerinin biran önce bulunması gerektiğini kaydetti. Çepni, sözlerine şöyle devam etti: “Biran önce yapılması gereken ne varsa yapılsın. Eğer yapmazlarsa bu konuyu geçiştirirlerse kendileri de bu provokasyonun parçası olacaktır.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here